anil çokugurluel

anil çokugurluel
@Oneal1975
7/10
·152 syf.··
2021 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2021 17:33
Evet ters köşe bir konusu olan roman. Anlatım dili anlaşılmaz ama bu anlatım tarzı bilerek seçilmiş. Benzetmeler, kullanılan kelimeler, duyguların aktarımı çok farklı anlatılmış ve bundan dolayı ki yoğunluğu arttırmış doğrusu. Kötü deneyimler, kötü anılar yaşayan 3 çocuklu bir baba, yaşadığı kötü olaydan sonra çocukları için kendince bir dünya yaratır. Yaratır dedim zira çocuklar için o bir tanrı ve tüm rutinleri, davranışları, tanımlamaları isimlendirmeleri kendince çocuklara öğretmiş yada öğrenmek zorunda kalmışlar. Bir gün baba ölür ve çocuklar tamamen habersiz oldukları dış dünyayla tanışırlar. Amaçları babalarını defnetmektir ancak gerçek dünyaya o kadar yabancıdırlar ki dikkat çekmemeleri imkansızdır. Konu kız kardeşin ağzından aktarılıyor. Söylediğim gibi anlaşılmaz cümleler ile aktarılıyor ve kimi zaman zaten anlatıcı da anlatabildim mi diye soruyor kimi zaman. Kadının ve erkeğin doğası, inanç ve din sorgulamaları, doğum ve ölüm kavramları ile hayat süreci ile kurgu verilmiş. Aradaki mesajlarda doğa sevgisi ve vejetaryanlık bile var. Evet zihni sinir konusu var ve idrak etmesi zor geliyor insana. Ama öyle zor ve aykırı bir konu bu şekilde öyle bir anlatılmış ki roman ve kurgu olarak romana ve yazara şapka çıkarttırır. Yunan bir yönetmenin Dogtooth filmi ni hatırladım . Edebiyat böyle bir şey. Konudan mideniz bulansa da roman hoşunuza gidebiliyor. Bu yüzdendir ki Konusu için kitabı beğenmeyenleri anlamıyorum.
Kibritleri Çok Seven Küçük KızGaetan Soucy · Can Yayınları · 2016612 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

anil çokugurluel

, bir kitap okudu
7/10
·152 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2021 17:33
·
2021 15. kitabı
Gaetan Soucy
7.1/10 · 612 okunma
8/10
·173 syf.··
2021 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2021 13:06
Kütüphanenize bir sezon "Black Mirror" yerleştirmek ister misiniz? Cevap evet ise "Uç artık" tam da oraya uygun :) Kısa hikayelerden oluşan bir kitap. Bunu söylüyorum zira ben kitabı elime aldığımda bunu bilmiyordum. Edebi Cahilliğim ile barıştıktan sonra Uzun konulu ve kurgulu bir roman olmadığı için üzülmedim değil. Ancak kitapları kişiselleştirip üzüldüklerini düşündüğümden, hiçbir kitabı yarım bırakmam ve bunu da okumaya başladım ve bitirdim. Okudukça sardı hatta daha ilk hikayeden. Hakikaten Netflix dizilerine aşina iseniz Black mirror bölümlerinin senaryolarını bulmuş gibi hissediyorsunuz. Tabii konular öyle futuristik değil. Çok çok beğendiğim hikayeler de oldu, bu neydi şimdi dediğim de. Ama hikayelerin büyük çoğunluğu ortalamanın yukarısında. Daha derin konular, metaforlu, kurgulu mesajlı konular. 2-3 sayfalık bir hikayede bazen o kadar çok şey anlatılıyor ki bu konuda yazar hakikaten efsane. Aralara 1 kaç kelime ya da cümle sıkıştırarak kahramanın belki de 3-4 sayfada anlatacağını okuyuveriyorsunuz. Hikayelerin hepsi kendine has, tekrar yok, benzer yok. Normal gündelik hayattan kesitlerle anlatılan kısımlar da var Gerçeküstü konular, hayal ürünü konular, kişi ve durumların anlatıldığı kısımlar da. Her biri ayrı keyifli. Ben surrealist anlatılan hikayeleri daha çok sevdim zira Black Mirror un yeni sezonunu 4 gözle gözleyenlerdenim. Bu arada Yazarın okuduğum ilk kitabı. Anlatımı çok net, keskin. Pırıltılı bir anlatım hissi ile okudum. Kara mizah mıdır bilmem ancak çok sızılı hikayelerde güldüğüm oldu. Öyle karnınız ağrımaz gülmekten ancak verdiği net ve keskin duygu, kurgusu, acı ve ajitasyon dozu ve yanında da az biraz mizahi üslup girince ben bu Etgar Keret abiyi merak ettim doğrusu. Hatta kitaba ara verip başka kitap araya sokup devam edebilirsiniz. Yahut
Uç ArtıkEtgar Keret · Siren Yayınları · 2019132 okunma
9/10
·216 syf.··
2021 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 15:19
Muh!te!şem! Beklentimi 3e 4e katlayan bir romandı. Romanın ortalarına yaklaştıktan itibaren hiçbir cümlesini kaçırmamaya özen gösterdim. Hele ki son 50-60 sayfa. Kurgu harika, stand up gösterisi yapan adam, gösterisine yıllardır görmediği arkadaşını ısrarla davet eder ve gösteri yani roman başlar. Annesi ,babası ,çocukluğu, yalnızlığı, aykırılığı ,olaylara bakışı ,bulduğu çözümler ,diğerlerine yaptığı çocukluk analizleri, savaşın getirdikleri, içine gömdükleri, susamayıp kustukları, acıları, vicdan hesapları.. bu kadar basit bir kurguda bunca hikaye nasıl anlatılır nasıl sürüklenircesine okutulur inanılır gibi değil. Romanda geçen herkesin ve her detayın , her anının ayrı yeri var, hatta aralarda anlatılan her fıkranın. Baba oğul ilişkisi , anne oğul ilişkisi, anne ve babasının ilişkisi, arkadaşları, kamyoncu abi ve ablası ile geçen o unutulmaz yol hikayesi öyle güzel anlatılmış ki ne anlattıysa onu oluyor insan okurken. Sahnede kendine savurduğu yumrukları tam burnunuzda hissediyorsunuz. Tekrar okusam neler kaçırmışım diyeceğimden eminim. Yazar kitabın kapağındaki o küçücük logoda gösterilen ödülü hak etmiş gerçekten. Romanın yani gösterinin sonunda Israrla davet ettiği arkadaşı, küçüklüğünden kalma cüce medyum (bence sütninesi :) ile salonda üzerinizden tır geçmiş gibi kalakalıyorsunuz. Ürpere ürpere okudum. İçim acıdı , hırpaladım biraz ama öyle güzel bir şey okudum ki . Sonlarına doğru o kadar yükseldim ki romana belki de bu yüzden finalini daha köpüklü bekliyordum. Darmadağın olabileceğimi düşündüğüm bir kaç final fikrim bile oluşmuştu:) Eğer bir şey atlamadıysam Romana da adını veren fıkra stand up gösterisinde sonuna kadar anlatılmayan tek fıkra.. Bir at bara girmiş :)
Bir At Bara GirmişDavid Grossman · Siren Yayınları · 2018807 okunma