Gaetan Soucy

Gaetan Soucy

Yazar
7.0/10
50 Kişi
·
99
Okunma
·
2
Beğeni
·
820
Gösterim
Adı:
Gaetan Soucy
Unvan:
Kanadalı Yazar ve Profesör
Doğum:
Montreal, Kanada, 21 Ekim 1958
Ölüm:
Montreal, Kanada, 9 Temmuz 2013
Gaétan Soucy (d. 21 Ekim 1958 – ö. 9 Temmuz 2013), Kanadalı yazar ve profesör. Üniversitede fizik ve matematik alanlarında öğrenim gören yazar, yüksek lisansını felsefe alanında yapmıştı. Soucy, yazarlığın yanı sıra Collège Édouard-Montpetit 'de felsefe öğretmenliği yapıyordu. Günahsız Gebelik, yazarın 1994 yılında kaleme aldığı ilk romanıydı. 1998'de yazdığı Kibritleri Çok Seven Kız, yazara ilk uluslararası başarısını getirdi, yirmiden fazla dile çevrildi, Académie des letrres Québec Edebiyat Ödülü 'ne layık görüldü. 2002'de yayımlanan romanı Müzikhol bir çok saygın edebiyat ödülü aldı. Kanadalı yazar Gaétan Soucy, 9 Temmuz 2013 günü geçirdiği kalp krizi sonucu Montréal'de hayatını kaybetti. Bu güçlü kalem, ardında muhteşem, gösterişli üslubu ve derinlikli düşünce yapısıyla benzerlerinden ayrışan eserler bıraktı. Genellikle marjinal olan karakterleri, hayatın muammasını sorgulayan, affedilme ve teskin olma arayışlarını umarsızca sürdüren yanlarıyla evrensel ve kanlı canlı bireylere dönüşmüş, insanın yankısını bulan sesi olmuştu.
Hıçkırıklara boğulmadan akıtıyordu gözyaşlarını. Ağlayan o değildi. Bir parçasının, ona yabancılaşmış bir parçasının, gözyaşlarını akıtmasına izin vermişti. Ama kendisinin buna hakkı yoktu. Yüreği kabarıyordu utançtan. Hayata karşı kusur işlemişti.
İlk azgın dalga yatıştıktan sonra, şu dünya üzerinde başıma gelebilecek korkunç şeylere karşı kayıtsızlık takınabilme yateneğime her zaman hayret ederdim.
"Sevmediğim şeylerin bana saldırmasına kolay kolay izin vermem. Onlara sırtımı dönerim."
152 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Yorumları çok ciddiye almamanın gerekliliğini bana bir kez daha hatırlatmış olan kitaptır bu.

Okumadan önce 1000K'daki inceleme ve puanları görüp tereddüte düştüğüm, yine de okuyup kendin karar ver diyerek başladığım ve iyi ki okumuşum dediğim kitaptır bu.

Okuduğum "Çok sıkıcı ve kötü bir kitap." , "Zaman kaybı" , "Edebi! değil." gibi yorumların üzerine okuyuculardan farklı bir kitap okuyup okumadığımı sorguladım. Zira kitaba ciddi bir haksızlık yapılmış, gerçekten çok dokunaklı, çok sarsıcı ve ilginç bir kitaptı. Farklı konusu, ilmek ilmek dokunan olay örgüsü ve ilginç anlatımı ile uzun süre hafızamda yer edeceğini düşündüğüm sıradışı bir kitap.

Kitapta hiçbir olay net bir biçimde açıklanmamaktadır, okuyucu kitapta ilerledikçe anlatıcının kurduğu cümlelerle ve açıklamalarla yavaş yavaş neler olduğunu çözmeye başlıyor. İlerledikçe olayın derinliğini fark etmeye başlıyor.

Kitabı ana karakterin ağzından,daha doğrusu kaleminden, okuyoruz. Anlatıcı bize hikayesini anlatana kadar, babasının despot dünyasının ve yaşadığı malikanenin dışına hiç çıkmamış birisi. Bu yüzden dili kendine özgü, evin kütüphanesindeki kitaplardan(babanın sınırları) ve evin içindeki insanlarla olan iletişiminden ibaret bir dil. Nesneleri kendince adlandırmış, kendince kelimeler uydurmuş, hatta o kelimeyi tek kullanan kişi kendisi olan birisinin dilinden dinliyoruz hikayeyi yani. Örneğin piyanoyu tarif ederken ona piyano demiyor ama biz tasvir edişinden piyanodan bahsettiğini anlıyoruz.

Babanın ölümüyle başlayan hikayede, başlangıçta kitaba adını veren kızı epeyce bir arıyor gözlerimiz. Anlatıcı sürekli biz babamın iki oğlu ibaresini kullanıyor ve hikaye ilerledikçe kızı öyle sürprizli ve şaşırtıcı bir şekilde buluyoruz ki, hafif bir şok etkisi yaşarken başlangıçtaki karışıklığımız sihirli bir şekilde çözülüvermiş oluyor.

Bu aydınlanma ile birlikte sürekli acabalı sinyallerle ilerliyor yazar, açıkça ne olduğunu söylemeden satır aralarını okuyup kurguyu anlamamızı istiyor. Yaşadıkları ortamı, aile ilişkilerini, evde geçen zamanı uzun uzun gözümüzde canlandırmaya çalışarak hikayenin çarpıcı noktalarına yavaş yavaş hazırlıyor bizi.

Yazar öyle güzel kurgulamış ki başlangıçtan bitişe dek tek tek, acele ettirmeden, yavaş yavaş tüm sırları açıklıyor. Kitabın sonuna geldiğimizde tüm gizemler çözülmüş, ailenin geçmişinden bugüne yaşadıkları her şey tatmin edici bir biçimde öğrenilmiş oluyor. Babanın oğulları, kitaba adını veren kız, ambardaki cam sandık, Adil Ceza, ailenin trajedisi...

Çok dokunaklı,çok garip,çok çok güzel bir kitaptı. Sonunda tüm gizem çözüldüğünde sebepleri açık açık anlatmamış bize. Baba neden böyle davranmayı seçti, Adil Ceza'nın ve cam kutunun kaderi farklı olabilir miydi gibi sorularla baş başa kalıyoruz.

Nasıl anlatsam, nasıl övsem de bu kitabın okunmasını sağlasam bilemiyorum. :) Gerçekten hak ettiği ilgiyi görmediği kanısındayım. Çok farklı,çok keyifli bir hikayeydi, bence siz de birazcık olsa merak ettiyseniz kitaba bir şans verin ve bu güzel eseri okuyun derim. :)
152 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Fazlasıyla çarpıcı bir kitap ‘kibritleri çok seven küçük kız’.Aklın sınırlarını zorluyor..Kendinden habersiz bir kızın gözlerinden anlatılıyor olaylar ki o kızı acı duyarak anlamaya çalışıyorsunuz.anlamak ne kadar mümkün olabilirse...
Sonuna kadar ‘bir umut,değişir mi?’ diye bekletse de..
152 syf.
·Beğendi·6/10
Kitabın adına aldanıp, o çocukluğumuzdaki Kibritçi Kız masalından bir şeyler bulabileceğini düşünen okuru, daha ilk cümleden ters köşeye gönderen bir kitapla sizlerleyim bugün.

Kibritleri Çok Seven Küçük Kız, aniden ölen babalarının ardından ortada kalan kardeşlerin son derece trajik hayatlarını, kitap ilerledikçe okurun midesine kramplar girdirecek şekilde aktaran, anlatıcı rolündeki kardeşin kendine özgü bir dil kullandığı, teknik eksiklikleri olmasına rağmen, çok çok önemli bir konuya (ensest ) parmak basan bir kitap.

Babaları tarafından toplumun tamamen dışında büyütülen kardeşlerden, kız olanı dil bilgisini Saint Simon'un kitaplarından, felsefi düşünceyi de Spinoza'nın kitaplarından babasının izin verdiği ölçüde öğrenmiştir. Ve bu onun hayatının en büyük kavram kargaşasıdır belki de; bir yanda otorite ile hesaplaşan Saint Şimon öğretisi ve diğer yanda Tanrı kavramı ile hesaplaşan Spinoza ve gerçek hayattan bir haber küçük kız, ki okudukça yaklaşık onyedi yaşlarında olduğunu öğreniyoruz.

Konusu itibariyle zaten son derece sarsıcı, yürek burkan bir kitap olan Kibritleri Çok Seven Küçük Kız, finali ile de son darbeyi vuruyor okuyucuya.
152 syf.
·8/10
Yaaa nasıl bir kitapla karşılaştım ben böyle. Başlarda sıkıldım hatta bırakmak istedim . Ne saçma bir kitap dedim. Ama sayfalar ilerledikçe ne oluyor ya dedim .. çocukların babasından nefret ettim ... hüzünlendim ve çok çok kızdım...Çocuklarına kötü davranan onları kendine özgü dili ve davranışlarıyla çocuklarını dış dünyadan koparan ve kendi dünyasına hapseden bir baba.... kendisini erkek zanneden genç bir kız.... ensest ilişikler....günlüğü tutan kıza erkek kardeşinin yaptıkları...babaları öldükten sonra ( kendini asıyor) tabut bulmak için köye inmesi , insanlarla iletişim kuramaması o kadar acı geldi ki iliklerimde hissettim o anlaşılmama duygusunu...Resmen eridim..mahvoldum...
Kitap boyunca adı geçen Adil Ceza ve cam sandığın sırrını çözdüğümde yüreğim paramparça oldu .#kitapagacisabitfikirkulubu kitabımızdı ve benim için çok ama çok sarsıcıydı... okumayan arkadaşlarımız varsa yazım hatalarına bakmadan okumalarını öneririm ... sevgiler 8/10
152 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Kitapta olay olarak fazla ilginç bir şey yoktu fakat karakterler ve alıştıkları yaşama biçimleri , anlatıcının tarzı ve hayal dünyası güzeldi , okurken çok keyif aldım. Kitabın bazı yerleri dehşete düşürüyor ama ben de böyle şeyleri sevdiğim için kitap çok sürükleyici geldi . Okuyun derim.
152 syf.
·Puan vermedi
Bu kadar skıcı ve kötü bir kitap okumadım. Yazarın ruh halini de merak ediyorum.bu kitap hiçbir şey katmıyo. Boşa vakit kaybı. Zaten hayat yeterince dram.daha da üzülmeye gerek yok
152 syf.
·Puan vermedi
Kibritleri çok seven küçük kız
Kitapçıda bakınırken birden gözüme bu kitap ilişti, ilk önce kitabın ismi dikkatimi çekti ve bakınca da çeşitli ödüller almış olduğunu gördüm ve alıverdim.
Ve en baştan şunu da ekleyeyim, kitabın ismi ile hikayenin akışında bir bağlantı yok, sadece sonuna doğru bir kaç yerde kibrit ismi geçiyor o da yakıcı bir halde!

Bu kitap 1998 yılında yayımlanmış hal böyle olunca daha güncel bir konu hakkında olay örgüsü bekledim. Ilk başlarda yazım dili hariç hikayenin konusu ve gidişi sanki
eski bir dönemin yaşantılarından bir kesit gibi geldi. Ama ilerledikçe hikaye ilginç bir hale dönüyor o eski dönem filan düşüncesini insanın kafasından atıyor ve keyifli bir hal alıyor.

Yazarın anlatım tarzını ben beğendim. Bu kitabı edebi yönden eleştiren vardır elbet .ama hikayenin anlatıcısı olan küçük kızın dış dünyayla bir bağlantısı yok adeta babası tarafından hapis edilmiş malikaneye.kelime bilgisi yok denilecek kadar. ve bazı nesnelerin adlarınını bilemediğinden kendi koymuş adını. Bence öyle çok rahatsız edecek sıkıntılı bir durum yok.
152 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Neler oluyor neden bahsediyor böyle diyerek başladığım ilerledikçe neredeyse her sayfada adım adım konuyu neler olduğunu anladığım bu kitabı bütün halini bilmediğim bir puzzle' a benzetiyorum. Adilcezanın öyküsünden çok etkilendim. Okuyacak kolan kararsız kalanlara tavsiye ediyorum.
152 syf.
·7/10
Çok şeker bir kapağı olan kitabın içi tam tersi olaylar silsilelerinden oluşuyor. Malesef ufaktan spoiler alarak başladığım bu kitabı yarıladığınızda şok olacağınız birşey öğreneceksiniz daha doğrusu karakterlerden biri kendisi hakkında birşey öğreniyor. Beklemediğim halde çok hoşuma giden kitaplardan oldu.
152 syf.
·2 günde·3/10
Babalarının ölümü sonrasında dışardaki dünyayla tanışan iki yabani çocuğun sarsıcı hikayesi... Anlatım ve konu olarak Eşek Arısı Fabrikasını anımsattı... Bu tür vahşet dolu yabani çocukların dilinden anlatılan kitaplarda yazarların ruh hali gerçekten takdir edilesi... Çok tarzım olmamakla birlikte, başarılıydı...

Yazarın biyografisi

Adı:
Gaetan Soucy
Unvan:
Kanadalı Yazar ve Profesör
Doğum:
Montreal, Kanada, 21 Ekim 1958
Ölüm:
Montreal, Kanada, 9 Temmuz 2013
Gaétan Soucy (d. 21 Ekim 1958 – ö. 9 Temmuz 2013), Kanadalı yazar ve profesör. Üniversitede fizik ve matematik alanlarında öğrenim gören yazar, yüksek lisansını felsefe alanında yapmıştı. Soucy, yazarlığın yanı sıra Collège Édouard-Montpetit 'de felsefe öğretmenliği yapıyordu. Günahsız Gebelik, yazarın 1994 yılında kaleme aldığı ilk romanıydı. 1998'de yazdığı Kibritleri Çok Seven Kız, yazara ilk uluslararası başarısını getirdi, yirmiden fazla dile çevrildi, Académie des letrres Québec Edebiyat Ödülü 'ne layık görüldü. 2002'de yayımlanan romanı Müzikhol bir çok saygın edebiyat ödülü aldı. Kanadalı yazar Gaétan Soucy, 9 Temmuz 2013 günü geçirdiği kalp krizi sonucu Montréal'de hayatını kaybetti. Bu güçlü kalem, ardında muhteşem, gösterişli üslubu ve derinlikli düşünce yapısıyla benzerlerinden ayrışan eserler bıraktı. Genellikle marjinal olan karakterleri, hayatın muammasını sorgulayan, affedilme ve teskin olma arayışlarını umarsızca sürdüren yanlarıyla evrensel ve kanlı canlı bireylere dönüşmüş, insanın yankısını bulan sesi olmuştu.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 99 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 85 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.