Sağdan Sola 9 Harfli Bir Duygu
"Yalnızlık"...
Hayat, herkesin farklı şartlarda yaşadığı, ayrı pencereler sunduğu bir yolculuk. Evlenip gelin olduğunda yalnızlaştığın anne baba olduğunda kalabalıklaştığın sonra yeniden yalnızlığa alışmaya çalıştığın yolculuk.
“Ben istiyorum ki meşguliyetim olsun. Elimde bir işim olsun. Bekleyecek bir şeylerim olsun... Telefonun başında çocukların aramasını bekleyeyim, pencerenin kenarında çocukların, torunların bana uğramasını bekleyeyim, ağaç yapraklansın diye bekleyeyim, salatalıklar çiçek açsın diye bekleyeyim, domates kızarsın diye bekleyeyim. Öyle şeyler... Zaman kolay geçsin istiyorum ben. Başka derdim yok. Ölüm kapımı çalana kadar bir şeyler oyalasın
işte beni.” diyor Selime teyze.
Hepimiz istiyoruz ki hayatımızda bir amacımız olsun, olsun ki yeni güne uyanmaya güç bulalım. Eksilmeden çoğalalım ki yaşamın bir tadı olsun. Hayatı iki farklı pencereden yaşayan iki kadının hayat hikayesi denilebilir kitap için. Bazen ihtiyacımız olan en önemli şey bize hayatımızın başka bir penceresi olduğunu gösterecek bir şeydir. Bazen daha fazla empati yapmamız gerekir ama bu empati başkası için değil kendimiz için. Sevdiklerimize daha az kırılmak, sarılmak için daha çok sebep bulmak ve en önemlisi vicdanımızı rahatlatmak için...
Selime teyze ve Meltem başka hayatlarda eksik parçalarını birbirlerinde bulmuş iki kişi. Meltem ve Selime teyzenin ortak yalnızlığı.
Şermin Yaşar'ın dilini hep çok beğenmişimdir. Bu kitapta çok beğendiğim güzel kurgulanmış bir kitap. Kitabın son yaprağını çevirmiş biri olarak Selime teyzeye söyleyecek bir çift lafım var "Öyle kaçmak yok Selime teyze, bizi merakta yarıda bırakmak yok! Gel otur yeniden anlat sahi nereye gittin? Seni nasıl karşıladılar? Evimde bir tabak çorban, bir göz odan her zaman hazır."
Okuyun,