rabia

rabia
@Onlisrama
4 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Ama Settarhan yaşamından ilk kez bu kadar hoşnut, bu kadar tatlı bir şaşkınlıkla bu dünyadan olmayan bir mestanelik içinde bütün kâinatla bütün olduğunu, seyyarelerle, sitarelerle, şemsle, kamerle birlikte dönmeye başladığını zannetti. Bir şeyi hep biliyormuş ra bildiğini bilmiyormuş gibi. Unutmuş da hatırlamış, yitirmiş de bulmuş gibi. Ona bir şey olmuştu, kendini olup bitene olduğu gibi bıraktı. Başka türlüsü de zaten mümkün değildi. Belli ki bundan Böyle Settarhan'dan geriye bir şey kalmayacaktı. Azam ne kadarsa Settarhan o kadardı.
Sayfa 142 - TİMAŞ
Alıntı
"...daha ötesi yoktu bu rüyanın. sanki bütün boşlukları dolmuş, bütün eksik parçaları dağıldıkları yerlerden toplanmış da yerine konmuş, geçmişe ve geleceğe dair bütün mahrumiyetleri bir mucize olmuş da telafi edilmiş gibi. böyle bir duyguyu şimdiye kadar hiç hissetmemişti Settarhan ve şimdi o kadının Azam olduğunu, daha doğrusu Azam'dan başkası olamayacağını anlamıştı."
Sayfa 141 - timaş
Alıntı
Kulağındaki mercan küpe, bunun rengi hep bu kadar parlak mıydı? Aşk bahane. Herkes kendini seviyor, bu cilvede kendi güzelliğinden emin olmak istiyordu ve tıpkı şu ayna gibi bu güzelliği yansıtacak, parlatacak bir ayna arıyordu.
Sayfa 80
Alıntı
Trabzon Sultanîsi'nin resim muallimi, bir deniz, bir gök, bir dalga, çokça fırtına, çokça kar haberini aramaya, içinden ateş geçerken renklerin en serinini karmaya başladı.
Sayfa 79 - timaş
Alıntı
Gülümsedi Celil Hikmet, manasını böyle selametle sırtında taşıyan cümle içini titretmişti. Güzelliği bir kez fark edince sebepleri olur olmaz sıralayan aşkın en güzel demindeydi.
Sayfa 79 - timaş
Alıntı