S

Hayat muhteşemdir... Ama sonra berbat olur!?! Derken yine muhteşemlenir... Ve muhteşem ile korkunç arasında sıradandır aslında, olağan ve rutin... Muhteşemi içine çek, berbatı atlatmak için dayan ve sıradanla rahatla, nefes alıp ver... Yaşamak böyledir işte... Yürek parçalayan, ruhu iyileştiren, muhteşem, korkunç, sıradan hayat! Ve nefes kesici derecede güzel...
Alıntı
Hayatı farkında olmadan dört temel korku etrafında yaşıyoruz ve bu derin kaygılarla gerçekten yüzleşmek yerine onları sadece geçiştirmeyi seçiyoruz; ölümü hiç gelmeyecekmiş gibi davranarak görmezden geliyor, özgür olup kendi kararlarımızı vermenin o ağır sorumluluğundan korktuğumuz için ipleri başkalarına teslim ediyoruz. "Neden yaşıyoruz?" diye sorup hayatın anlamını kurcalamak yerine kafamızı hiç kaldırmadan sadece koşturmaya devam ederken, içimizdeki o büyük yalnızlık boşluğundan kaçmak için de kendimizi en gürültülü kalabalıkların içine atıp aslında sadece günü kurtarmaya çalışıyoruz. -Irvin
Irvin D. Yalom
Irvin D. Yalom
Alıntı
Anlam arayışından, hayatta kalma çabasına düşüş...
Eskiden şairlerin dizeleri, yazarların derin dünyaları konuşulurdu. Bir dizeyle sarsılır, bir roman karakteriyle hayatı sorgulardık. Şimdiyse gündemimiz psikologlar ve "nasıl ayakta kalırım?" seansları. Çünkü artık hayatın o geniş manasını çözmekten çok, bugünü kazasız belasız atlatmanın, sadece dayanmanın peşindeyiz. Mesele kitap okumayı sevmemek ya da vakit bulamamak değil aslında. Mesele, o kitabı açacak "hâlimizin" kalmaması. Zihnimiz o kadar gürültülü, zamanımız o kadar paramparça ki; bir sayfaya odaklanmadan önce sırtımızdaki o koca hayat yükünü bir kenara bırakmamız gerekiyor. Ama o yük hiç inmiyor.
Alıntı
Başkalarından gördüğümüz sevgi bizi sakinleştirir ve dengeler; ancak bu huzur emanettir. Dışarıdan gelen destek sadece geçici bir iyilik hali sunarken, kalıcı değişim ancak kişinin kendi iç kaynaklarını harekete geçirmesiyle başlar. Psikolojide bu, bireyin kendi hayatı üzerinde sorumluluk alması (içsel denetim odağı) ve duygularını yönetebilmesi (öz-düzenleme) olarak tanımlanır (Rotter, 1966). Hayatınızın tek gerçek öznesi sizsiniz. Kendinize şefkat göstermek veya içsel gücünüzü fark etmek, bir başkası tarafından size "verilebilecek" bir hediye değildir; çevreniz bu süreçte sadece bir eşlikçidir. Bir başkası size ayna tutabilir ama o aynaya bakacak olan sizsiniz. İyileşme düğmesi sadece sizin parmak izinizle çalışır. Bu yüzden psikoterapinin asıl amacı, kişiyi dış dünyaya bağımlı hale getirmek değil; kendi içsel kapasitesini ve özerkliğini fark ettirmektir (Deci & Ryan, 2000). Nihai çözüm dışarıda değil, sizin kendi merkezinizdedir.
Alıntı
“Cazibe, günlük hayatı aşacağını, ideali gerçek yapacağını vaat eden güzel bir illüzyondur. Gizemle zarafetin özel bir birleşimine bel bağlamaktadır. Çok fazla bilgi, büyüyü bozar.-Virginia Postrel”
Alıntı