Başkalarından gördüğümüz sevgi bizi sakinleştirir ve dengeler; ancak bu huzur emanettir. Dışarıdan gelen destek sadece geçici bir iyilik hali sunarken, kalıcı değişim ancak kişinin kendi iç kaynaklarını harekete geçirmesiyle başlar. Psikolojide bu, bireyin kendi hayatı üzerinde sorumluluk alması (içsel denetim odağı) ve duygularını yönetebilmesi (öz-düzenleme) olarak tanımlanır (Rotter, 1966).
Hayatınızın tek gerçek öznesi sizsiniz. Kendinize şefkat göstermek veya içsel gücünüzü fark etmek, bir başkası tarafından size "verilebilecek" bir hediye değildir; çevreniz bu süreçte sadece bir eşlikçidir.
Bir başkası size ayna tutabilir ama o aynaya bakacak olan sizsiniz. İyileşme düğmesi sadece sizin parmak izinizle çalışır.
Bu yüzden psikoterapinin asıl amacı, kişiyi dış dünyaya bağımlı hale getirmek değil; kendi içsel kapasitesini ve özerkliğini fark ettirmektir (Deci & Ryan, 2000). Nihai çözüm dışarıda değil, sizin kendi merkezinizdedir.