O sabah yalnızca güneş değil, bir milletin kaderi de doğacaktı. Mustafa Kemal Paşa omzuna paltoyu almış, başına kalpağını geçirmiş, elinde bastonuyla çadırın önünden ağır ağır yürüyordu. Adımları dikkatli ama kararlıydı. Her adımında yalnızca bir kumandan değil, milletin yüreği ilerliyordu. Arkasında Fevzi Paşa vardı; onun ardından İsmet Paşa, Cevat Abbas ve birkaç kurmay subay. Kimse tek kelime etmiyordu. Konuşulacak her şey aylar önce konuşulmuş, karar çoktan verilmişti. Şimdi yalnızca uygulama zamanıydı.