İslam Bey Ve Zekiye birbirlerine aşık iki sevgili..
Bir gün İslam Bey, Zekiye'den ayrılıp Vatan için kurşun atmaya gitmek ister.. Tuna Kalesi zordadır.. Kaleyi savunmak gereklidir..
İslam Bey, Zekiye'ye vatanını ondan daha çok sevdiğini ve vatan uğruna gözünü kırpmadan savaşmaya gideceğini, gerekirse bu uğurda öleceğini söyler.. Zekiye bu durum karşısında onsuz yapamayacağını anlar ve gizlice kılık değiştirerek, İslam Bey gittikten sonra onun peşinden gider..
İslam Bey bir gün savaş anında yaralanmıştır ve bilinci kapalı şekilde yatmaktadır.. Zekiye onun yanındadır ve yanından asla ayrılmaz. Herkesin umudunu kestiği anda Zekiye asla umudunu kesmemiş ve onun hep yanında olmuş bir gün mutlaka iyileşeceğine inanmıştır.. Aradan 15 gün geçer İslam Bey sağlına kavuşur, uyandığında Zekiye'yi karşısında görür ve yeniden kavuşurlar..
Savaş devam etmektedir. Miralay Sıtkı Bey, Abdullah Çavuş, İslam Bey ve Zekiye bir aradadırlar..
Birgün Miralay Bey;
İslam Bey, Abdullah Çavuş ve Zekiye'yi düşmanın içine sızıp, mühimmatlarını patlatabilmek amaçlı, düşmanın içine yollar.. İslam Bey ve Zekiye bu görevde birbirlerinden hiç ayrılmazlar. Hem birbirlerine aşıklar, hemde vatanlarına aşıklardır.. İslam Bey bu aşkla düşmanın bir kaç mühimmatını, canı pahasına yerle bir eder.. Sağ, salim bir şekilde tekrar dönerler. Kale artık güvendedir.. Düşman kaçmaya başlamıştır..
Tam bu anda Miralay Bey, çocuk nerde diyerek Zekiye'yi sorar.. İslam Bey işin aslını anlatır ve Zekiye'nin sevgilisi olduğunu ve birbirlerine aşık olduklarını, Zekiye'nin o gittikten sonra peşinden geldiğini ve bunu bilmediğini söyler..
Miralay Bey, Zekiye'ye bir kaç soru sorar ve bu soruların cevabı ile Zekiye'nin kendi kızı olduğunu, Zekiye'de Miralay Bey'in babası olduğunu öğrenir. Baba- kız birbirlerine