Acaba bir gün bu metafizik olguların, ruhtaki bu kendinden geçme halinde ve uykuyla uyanıklık arasında beliren gölgeler yansımasının sırrı anlaşılacak mı?
Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.
Kimseye anlatılamaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa, insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hem de alaycı bir gülüşle dinlerler bunları. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin.
kimsenin görüp göstereceği yok
yıkılmış bunak bir uygarlık düşünen başlar üstüne
taşlar antikalaşır ölüler kutsallaşır da
iğilen olmaz milyonların sürünen diriliğine
kim bilecek
kim duyacak
kim anlıyacak kim
çocuk gözlerimize inatçı karalar oturduğunu
doldurun caddeleri ölümsüz adımlarınızla
biraz daha biraz daha biraz daha yükseltin seslerinizi
kurtulun bu yalınkat sızlanmalardan
ey düşleri yaşamlarından büyük barış savaşçıları
toplayın meyvaları açın sofraları bir bir kardeşliklere
çocuklar güldürün çocuklar, akarsularca
ak elleri pırıl pırıl hünerli
ak elleri öpülesi çocuklar
süpürün öksüzlüğü yeryüzü sokaklarından