Hayvanların yaşadığı hayatın insanlara kıyasla lüks sayılabileceği romanın adıydı Yaşamak. Yasaklı kitap, ne kadar tuhaf değil mi? Bu şekilde bir hayatın var olabileceği düşüncesinin bile insanın içine ürperti getireceği hatta kan donduracağı bir hikaye.
Hayat, bir insana ne kadar vurabilir? Bir insanoğlunun hayatı zirveden yerin derinliklerine kaç kilometre hızla inebilir?
Hani şükür diye teselli olarak gördüğümüz ama aslında alttan alta da hep yükselmek için çabaladığımız şahsi fikriyatımız…
Yaşamak… Fugui… Okuyanların anlayabileceği okumayanlara ise benim lügatimde olan kelimelerle ifade edemeyeceğim iki yüz küsur sayfa.
Bu aslında bir inceleme değil, okuduktan sonra gözyaşı dökememekten dolayı satırlara düşenler. Fakat şunda kararım kesin, bazı kitaplar insana farklı bakış açısı kazandırır derler ya. Heh işte onun ta kendisi.
Devrim, ne güzel kelime… Ya arkasında bıraktığı gözyaşları, keder, olmazsa olmaz cenazeler topluluğu.
Al, oku, okut.