Ağrır imiş sırtın bağrın
Dert edinme gez Almancı
Geldiğinde kundaklandın
Burda oldun "yoz" Almancı.
Yuvasından atılan de
Kilo ile satılan de
Kapılardan itilen de
Unutulmuş "yüz" Almancı.
Sevdiği yok dövdüğü yok
Ağladığı sövdüğü yok
Beğendiği övdüğü yok
Yel elinde "toz" Almancı.
İki altı çoğalacak
Önce sönüp de yanacak
Dene, denedik denecek
Yürek onda "buz" Almancı.
Tutuda takılı senet
Demirden gül telden demet
Pasaport almış emek
Bize karşı "koz" Almancı.
Gemimizde çokbilmişler
Tayfasını yanlış işler
Gıcırdayan kitli dişler
Isıracak "tez" Almancı.
...
- Düşüncelerimde zenginleşme başladı.
- Örneğin?
-Ardımda kalan yol peşimden sürükleniyormuş da, ben müdanasız, umursamıyormuşum. Sürekli öne bakıyordum...
Önümüzde yol, benim gelişimin onuruna döşenen halı imiş.
Sonunda kırk yaşın korkunç kırizini, işimi değiştirerek atabildim. Çünkü işimi değiştirmesem, karımı değiştirecek duruma gelmiştim.
Ama ne olursa olsun, bir daha kırk yaşına girmemeye kendi kendime ant içtim.
İkinci kuşak diyorlardı bize. İki kültür arasında sıkıştığımızı da papağan ağzıyla söylemekten, sanki sıkıştıranlar kendileri değilmiş gibi zevk alıyorlardı...
... Genellemede iki kültür arasında sıkışıp kalan ikinci değil, birinci kuşaktı.