Bu kitabı ilk defa 3 yıl önce birisinden duymuştum sürekli okumak istedim ama okuma gücünde bulunamadım çünkü özlem içeriyordu. Kitap da en sevdiğim ve unutmayacağım söz :
"SONRADAN BULDUĞUN BİR ŞEYİ YİTİRMEK HER ZAMAN DAHA ZORDUR." <<<3
Halid Hüseyni Orta Asya ve Güney Asya'nın ortasında kalan bu coğrafyanın kaderini tüm çıplaklığıyla eksiksiz ve cesur bir şekilde kaleme almış bir yazar olarak hepimizin takdirini fazlasıyla kazanmıştır. Ülkenin bulunduğu durumu o kadar başarılı betimlemiş ki, hepimiz Afganistan'daki bu hikayeyi bir film perdesinden izler gibi izlemiş olduk.
Kitap, ihanetin ve sadakatin bedellerini, babaların oğullarıyla ilişkilerini ve babaların çocuklar üzerindeki etkilerini göstermektedir. Sevgi, yalan, dostluk ve fedakarlıklarla dolu bir hikaye... Savaşın etkileri, güzelim toprakların yok edilişi, gaddarlıklar, ırkçılık ve insanlara yapılan zulümleri gözler önüne sermiş bir hikaye...
Olaylar, başkarakter Emir'in gözünden anlatılıyor. Emir, Afganistan'da cesur, saygın ve herkesin sevdiği bir Ağa'nın oğlu. Emir'in en yakınındaki kişi Hasan ise, çoğu kimsenin istemediği ve dışlandığı hizmetçi Ali'nin Oğlu (!)... Aynı sütü emmiş ve aynı evde büyümüş olan bu iki çocuk arasında dağlar kadar fark var.
Ayrıca kitapta dikkat çekici olan bir kısım da mültecilerin terk ettikleri ülkelerine olan özlemlerinin hiç bitmemesi, ortak geçmişi paylaştığı insanlara duyulan özlem ve kendi gelenek ve kültürlerini her koşulda yaşatmak için çabalamalarını anlatıyor.