... işaretler ve yıldızlarla dolu bu gecenin önünde kendimi ilk kez dünyanın tatlı kayıtsızlığına açıyordum. Dünyayı kendime bu denli benzer, bu denli kardeş gibi hissedince, eskiden mutlu olduğumu, hatta hâlâ mutlu olduğumu hissettim. Her şey tamam olsun, kendimi daha az yalnız hissedeyim diye, benim için artık, idam günümde seyircilerin çok kalabalık olmasını ve beni nefret çığlıklarıyla karşılamalarını istemekten başka bir şey kalmamıştı geriye.
İstanbul gibi ol işte,
Özlet kendini…
Koşarak sana geleyim,
Alt et yine beni…
Gezerken tüm zihnini,
Arka sokaklarında kaybet beni…
İstanbul gibi ol işte,
Biraz sahiplen, biraz terk et…
Yalnız kalayım kuytularında,
Sonra ansızın farket beni…
İstanbul gibi ol işte,
Bir jetonluk vakit ayırıp,
İstanbul gibi sev beni…