Kral Abdullah’ın “Biz Osmanlı’ya Neden İsyan Ettik” adlı eseri, bir milletin sancılı uyanışını, bir hanedanın kırık hayallerini ve bir adamın pişmanlıkla yoğrulmuş hatıralarını dile getirir. Kitap, Osmanlı’nın son demlerinde, Arap topraklarında büyüyen huzursuzluğu ve bu huzursuzluğun isyana dönüşmesini anlatır.
Abdullah, önceleri Osmanlı’ya bağlı bir mebustu; mecliste konuşur, imparatorluğun geleceği için çabalar. Fakat merkeziyetçi politikalar, Arap kimliğinin bastırılışı ve İttihatçıların katı tutumu, kalbinde bir kırılma yaratır. İşte tam bu sırada, I. Dünya Savaşı’nın uğultusu Arap çöllerinde duyulur. İngilizler, altın vaatleri ve özgürlük sözleriyle sahneye çıkar. Abdullah’ın babası Şerif Hüseyin, hilafetin gölgesinde kendini sıkışmış hisseder; sonunda “Arap İsyanı”nı başlatır.
Kitapta Abdullah, bu sürecin perde arkasını açar: gizli mektupları, vaat edilen krallıkları, kandırılmış umutları… Araplar birleşik bir devlet hayali kurarken, Avrupalı güçler böl ve yönet siyasetini çoktan işlemiştir. Abdullah satırlarında kimi zaman coşkulu, kimi zaman kırgın, kimi zaman da kendi kararlarını sorgulayan bir sesle konuşur.
Eserin en vurucu yanı ise pişmanlıktır. Abdullah, yıllar sonra dönüp baktığında, Osmanlı’ya karşı kalkışmanın Arap dünyasına beklenen özgürlüğü değil, parçalanmışlık ve mandalar getirdiğini acıyla söyler. İngilizlere güvenmenin bedeli ağır olmuş, birliğin yerini ayrılıklar almıştır. O, hem kendi ailesinin hem de halkının hüsranını dile getirir.
Bu hatırat, yalnızca bir siyasetçinin anıları değil, aynı zamanda bir dönemin vicdanıdır. Çölde dalgalanan sancakların, altınla satın alınan umutların ve geride kalan koca bir imparatorluk yasının kitabıdır. Abdullah’ın diliyle biz, tarihin en büyük kırılma anlarından birine şahit oluruz: Bir isyanın