Erkenden yaşlanmış, doğar doğmaz ölümü beklemeye başlamış, başka bir çağda, çok eski bir zamanda takılıp kalmış, uçucu insanlardandı o. Mahalledeki hasta ihtiyarların, sokaklardaki sıska hayvanların, bilimum ağacın, otun, börtü böceğin doğal bakıcısıydı. Gayretsiz mübarekti, has faniydi. Civarda hiç manastır kalmamıştı ki, varıp kapansın.
Doluya koysan almayan boşa koysan dolmayan gurbet şerbetinden tattıkça anlıyorum ki gurbet dünya coğrafyasında bir yer değil; gurbet belleğimde bir köşe, kalbimde bir boşluk, ciğerimde bir sızı.