Aynur

Aynur
@Opheliiaaaa
Kendi ütopik dünyamın düşünce işçisiyim...
Bazen Tolstoy'un İvan'ı olur, yalnızlığa terk edilirsin. Raif Efendi'nin Maria'sı gibi sevilmek, Dostoyevski'nin Yeraltı'sına inip orada yaşamak istersin. Bazen de Victor Hugo'nun idam mahkumu olup nedensiz bir ölüme gidersin. Camus'un Meursault'su gibi kendi hayatına yabancılaşır, Oğuz Atay'ın Selim'i gibi kelimelerin ağırlığı altında ezilirsin. Birini sevip aşkından yanarken Stefan'ın bilinmeyen kadını olur, aşkını mektuba dökersin. Nazım'ın Piraye'si olur aldatılırsın. Turgut Uyar'ın Tomris'i olur, bozuk saat misali yüreğinin durduğu yerde olursun. Werther gibi yanlış kişiye vurulur, kalbinin kime kapılacağını kestiremezsin. Ve en sonunda Zebercet gibi, hiç gelmeyecek bir yolcuyu ömrün boyunca beklersin.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ben yaşarken kendimi kaybettim, mezarımı kazmışım da gömülmeyi bekliyormuşum. Üzerimdeki baskı ve sorumluluk ruhumu yoruyor sadece. Önceden içimdeki yangın dışımı da yakardı ama şimdi sadece içimi yakıyor. Hep sevdiklerim için gülmeye, güldürmeye mecburmuşum gibi hissediyorum. Ben üzüleyim ama onlar üzülmesin. Belki de çoğu şeyi fazla büyütüyorum. Evet, evet her şeyi çok abartıyorum. Zor bir hayatımın olduğunu düşünürken aslında öyle olmadığını anladım. Kendi hayatımı kendim zorlaştırıyormuşum yani. Niye yapıyorum peki niye her şeyi yüreğimde büyütüp ruhumda yaralar açıyorum ki. Her şey olacağına varmaz mı? Bazen sadece yaşanması gerektiği için yaşanır öyleyse neden kafamda kurup büyütüyorum ki olayları. Neyse ben beni anlamıyorum. İnsan içindeki çocuk yaşamayı bıraktığında büyür ya anladım ki daha büyümeye çok varmış.
Çaresizlik nedir diye sorsalar, sevdiği kişinin nefes almadığını ilk gördüğü andır derim. Ayak bağlarının çözüldüğü, boğazın düğümlendiği, kalbe oturan ağırlık, o ne yapacağını bilememe dünyadaki en ağır hislerden biri olsa gerek. O andan sonra ne bir şey duyar insan, ne de etrafındaki akıp giden hayatı fark eder. Dünya, milyarlarca insanla dönmeye devam ederken, senin için sadece o odanın içinde o cansız bedenin başında durmuştur. Zaman, en acımasız haliyle akrebi yelkene çiviler. O güne kadar yıkılmam dediğin ne varsa, bir saniyede tuzla buz olur. Çünkü insan, sevdiğinin son nefesiyle birlikte kendi içindeki bir şeylerin de bir daha asla nefes alamayacak şekilde gömüldüğünü anlar ve bunu acımasız bir şekilde hisseder.
Karalamalar...Yak gitsin unutulmuş tozlu sayfaları
Yağmurda açılmış bir şemsiye gibiyim Ellerine dokunamıyor, önümü göremiyorum Damlalar dökülürken bedenime İzleri kalıyor yüreğimde Bırakılan o izler geçer mi, bilmem Söner belki ruhumun ateşi Bir fırtına gibi... 24.12.2023
Benim kalbim gökyüzü gibidir cancağızım, Bazen yağmurlu, bazen güneşli Şimdi sen gel anlat bendeki yerini. Peki ya; Senin gökyüzünde şu an hava nasıl? Bulutlu mu, yoksa o beklenen güneş açmak üzere mi?