"Söylesenize, insanların kötülük yapmasının gerçek çıkarlarını bilmemelerinden ileri geldiğini ilk ortaya atan kimdir; aydınlanan insanın gerçek çıkarını görünce , kötülük yapmayı hemen bırakıp iyi ve onurlu biri olacağını, çıkarının sadece iyilik yapmakta olduğunu anladığı ve hep iyilik yapmak zorunda kalacağını ilk kim uydurdu?"
Yine bir psikolojik öykü . Yine bir toplum dışına itilmiş karakterler. Yine bir Zweig novellası. ... 24 saat bir insan ömrü için nedir ki diyebilirsiniz ki benim de ilk düşündüğüm buydu. Ama Mrs. C için uğruna herşeyi bırakabileceği , hayatını bile feda edebileceği bir 24 saatti. Mrs C.'nin bir kumarbaz genç ile tanışması ona merhamet ile başlayan , aşk ile devam eden ve sonunda hüsrana uğrayan duygularının yıllar sonra kendisini dinleyen birini bulduğunda dışa vurumuydu. Hayatında hiç unutamadığı bir 24 saat... Hiç tanımadığınız , zor durumda bir insan için bütün hayatınızı kenara atıyor ve onun kurtulması için herşeyi yapıyorsunuz fakat o insan sizi bir sinek gibi kenara itiyor. Bu duyguyu yaşamak ve sonra o kişiye karşı hissizleşmek zor olsa gerek. Zweig bu derin ve yoğun hissi iliklere kadar hissettirmiş... Mutlaka okunmalı...
"Ölümün yaklaştığını hissettikçe , ölümün gölgesi yolunuzun üzerine simsiyah düştükçe, olaylar gözünüze eskisi gibi batmıyor, derin duygularınıza artık aynı şekilde seslenmiyor, tehlikeli gücünden çok şey kaybediyor."