Phaedrus'un, Himalayalarda bir dağın zirvesine tırmanan diğer tüm seyyahlardan daha genç ve belki de daha formda olmasına rağmen içlerinden bazılarına nasıl bir türlü yetişemediğini anlattığı anı düşünün. Mesele sadece diğer seyyahların Phaedrus'un aksine tırmanma eyleminden keyif almaları değildi. Phaedrus'un motivasyon problemi, seyyahların tırmanma eylemiyle ilişkilendirdikleri tinsel değerin farkında olmamasından kaynaklanıyordu. Onun aklında diğerlerinin sormaya gerek duymadığı bir soru dönüp durmaktaydı: "Peki tüm bunlar niye?" Bu yüzden, aşırı bir gayret göstermesine rağmen yerinde sayıyordu. Öncelikle, diğer seyyahlar için yaptıkları şey, bir haz ya da acı meselesi değildi. Onlar "dağın kutsallığına" odaklanmışlardı; attıkları her adım bu kutsiyete duydukları sadakatin ve ona teslimiyetlerinin bir göstergesiydi.
Platon, eğer hayata dair ciddi düşünceleriniz varsa sormanız gereken temel soruların " Ne yapacağım?, "Nasıl yapacağım?", hatta "İyi bir insan mıyım yoksa kötü bir insan mıyım?" gibi sorular olmadığını söyler. Sormanız gereken en önemli soru: "Neyi seviyorum?" olmalıdır. İnsan sevdiği şeye dönüşür ya da en azından yakınlaşmaya çalışır.