O, mutluluk ihtimalini kayıp ihtimaliyle bağdaştırmış bir yetişkindi. Kötü rüzgârlar ya da armağanlar, o artık hayata takdir hakkı bırakmıyordu. Huzurunu yitirdi. Durmuş bir ânın yüreklerinde sonsuza dek asılı kaldığı o varlıkların arasına katıldı. İçinde bir şeyler taşa dönüştü, bu duyarsız demek değil, daha çok durağan, katı ve günler geçse de amansızca aynı.