Aziz Nesin'in "Zübük" adlı romanı, Türkiye'nin sosyal ve siyasi yapısını mizahi bir dille eleştiren bir eserdir. Roman, çıkarcı ve kurnaz bir politikacı olan İbrahim Zübükzade'nin hikayesini anlatır. Zübükzade, kişisel çıkarları uğruna her türlü ahlaki değeri çiğneyen ve toplumun zayıf noktalarını kullanarak yükselen bir karakterdir. Roman, Zübük'ün çevresindekileri nasıl manipüle ettiğini ve toplumun bu tür kişilere nasıl kolayca kapıldığını gözler önüne serer.
"Halkın istediği gibi biri olmak için, önce halkın ne istediğini iyi bilmek gerekirdi. Zübük bunu çok iyi biliyordu. Halk kendisini düşündüğünü söyleyen, bol bol vaatte bulunan, arada bir de olsa bu vaatlerinden bir ikisini yerine getiren, kendisine 'Bizden biri' duygusu veren birini isterdi."
"Her devirde Zübükler vardı, var ve olacak. Zübükler, çevremizi sarar, ruhumuzu kemirir; ama biz onlardan kurtulmayı öğrenmedikçe, kendi kaderimizi değiştiremeyiz."
"Biri, Hiçbiri, Binlercesi", Luigi Pirandello'nun ustalıkla kaleme aldığı, insan kimliği ve benlik algısı üzerine derinlemesine düşündüren bir roman olarak edebi değeri yüksek bir eserdir. Modernist anlatım tarzı ve karakterlerin psikolojik derinliği, okuyucuyu kendi kimlikleri üzerine düşünmeye ve sorgulamaya sevk eder. Pirandello'nun bu eseri, bireyin toplum içindeki yerini, kendini algılama biçimini ve başkalarının onu nasıl gördüğünü anlamaya yönelik evrensel bir sorgulamayı temsil eder.