Erica halen herhangi bir dini benimsememişti; Onun için
kiliseler sadece geleneklerle dolu güzel binalardı, başka bir
şey değil. Çocukluğundaki vaazlar bir inancı kabul etme arzusu uyandırmamışlardı. Genelde cehennem ve günahlarla
ilgili olurlardı; var olduğunu bildiği ama kişisel olarak tecrübe etmediği o neşeli Tanrı inancından yoksunlardı. O zamandan beri çok şey değişmişti. Artık mihrabın önünde rahip kıyafeti giymiş bir kadın duruyordu ve ebedi lanetin yerine ışık, umut ve sevgiden bahsediyordu. Erica böyle bir Tanrı algısının büyürken kendisine aktarılmasını isterdi.