Buz Prenses (Fjällbacka Serisi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
980
Gösterim
Adı:
Buz Prenses
Alt başlık:
Fjällbacka Serisi 1
Baskı tarihi:
Mayıs 2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050906721
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Isprinsessan (Ice Princess)
Çeviri:
Elif Günay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
İsveç Polisiyesinin Kraliçesi Camilla Läckberg’in ilk romanı Buz Prenses Türkçede Tüm Avrupa’da tanınan, romanları 4 milyonun üstünde satış rakamına ulaşan, ülkesinde de ”en çok satan yazar” unvanına sahip Camilla Läckberg’in ilk romanı Buz Prenses Türk okurlarla buluşuyor. 2008 yılında Fransa’nın en saygın polisiye yazarlarına verilen “Grand Prix de Littérature Policière” ödülüne layık görülen Läckberg, ünlü romanında, korkunç sırların üstünün asla tamamen örtülemeyeceğini ve susmanın ruhu nasıl öldürdüğünü ustalıkla anlatıyor. İskandinav polisiyelerinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul edilen romanın ana karakteri Erica başarılı bir biyografi yazarıdır. Anne babasını aniden bir araba kazasında kaybeden Erica, Stockholm’den çocukluğunun geçtiği Fjällbacka kasabasına döner. Burada, yıllar önce gizemli bir şekilde şehri terk eden çocukluk arkadaşı Alex’i ölü bulur. Polis otopsi raporundan, ölümün intihar değil cinayet olduğuna karar verecek ve ciddi bir araştırma başlatacaktır. Erica, Alex’le ilgili, eski dostluklarına dair soruları cevaplayacak bir anı yazısı tasarlar. Bu süreçte merakı bir takıntıya dönüşürken, polis de davayla ilgili kendi şüphelerinin izini sürer. Olayı araştırırken öğrendiği gerçekler ile cinayeti araştıran ve genç kadına çocukluğundan beri âşık olan dedektif Hedström, Erica’nın hayatını değiştirir. Kitapları 35 ülkede 25 dile çevrilen, polisiyenin kraliçesi Läckberg’i İsveçliler yenilikçi, tutkulu, işine son derece bağlı, cömert ve çok çalışkan biri olarak tanımlıyorlar. Çünkü yazar İsveç Kanserli Çocuklar vakfıyla çeşitli projelere imza atıyor, her kitabında yeni bir kılığa girmekten çekinmiyor, hatta “Yok Böyle Dans” yarışmasına bile katılıyor. Yazar bu yıl ülkesinde Expressen gazetesi tarafından Dünya Kadınlar Günü’nde yılın kadını da seçilmişti.
Kitaba ve yazara verdiğim saygıdan dolayı başladığım kitabı yarım bırakmam; fakat bu kitap için zor oldu diyebilirim. Hızlı bir başlangıç yapmasına rağmen sonrasında dili bana karışık geldi ve hikaye bütünlüğünü kaybettim.

Rizzoli & Isles serisini okuyorum şu ara.. kendime serinin her bir kitabını bitirene kadar farklı yazarlardan üç adet kitap okuyacağıma dair bir söz verdim.. Bu kitap ta onlardan biriydi.. Böylelikle hem bir an önce okuyup seriye devam ediyorum hem de farklı kalemler keşfedip olay ve kurgu kıyaslaması yaparak okuma esnasında farklılıkları ve açıkları bulabiliyorum..Bundan daha güzel bişey olamaz bence :)
Sözlerime şöyle başlamak istiyorum. Kitap hani ilk okuduğum polisiye olsaydı kesinlikle beğenirdim. Ancak durum şu ki bu çeşit roman sayısı oldukça arttı. He hiç mi farkı yoktu ? Vardı. Mesela kurbanın geçmişini göz önüne aldığım zaman, 10 yaşında hamile kalması ve ardından yaşadıkları sonrasında da cinayete kurban gitmesi oldukça farklı bir boyuttu.

Alexandra Wijkner cinayete kurban giden kadın, itirafçı olan Anders'in de ölmesi olayları hızlandırıyor. Kitapta aklımda kalan bir de Erica var. Alex'in eski çocukluk arkadaşı ve bu olayı araştırıyor. Ayrıca biyografi yazarı. Bu hikayeyi yazma ve araştırma meraklısı. Sevdiği adamda olayı araştıran polis. Sözün özü başta karışık ama karakterlere alışınca olay çözülüyor. Ayrıca katil de gördüğüm karakterler arasında hiç şans vermediğim birisi çıktı. Yani kötü ve iyi noktaları birbirine yakın.

Okunacak kitap kalmadıysa okunabilir lakin bu alanda çok eseri okuduysanız benim gibi 400 sayfa bile 2 gününüzü alabilir. Keyifli okumalar dilerim herkese..
Kesinlikle kötü bir kitap değildi ama yavaş ilerlemesi beni birazcık yordu diyebilirim. Karakterlerin özel hayatlarına çok yer verilmiş ve kitap biraz polisiyeciliği geride bırakmış. Okuduğum polisiye kitaplarında genelde cinayetler ve çözümleri ağırlıktadır ama bu kitapta Erica ön plandaydı. Belkide bu yüzden polisiye kitabı heyecanı bulamadım ve çok severek okuyamadım. Polisiye kitaplara başlarken beklentimi sanırım hep yüksekte tutuyorum çünkü çok rağbet gören kitaplar Ama okuduktan sonra hüsrana uğrayabiliyorsunuz. Bu yüzden beklentinizi yüksek tutmadan okumaya başlarsanız kitabı seveceğinize eminim.
Harry Hole serisinin de büyük katkısıyla İskandinav polisiyesine ilgi duymaya başlamıştım, Lackberg de bu yüzden radarıma girdi.
Buz Prenses, İsveç'in küçük bir kasabasında işlenen bir cinayeti konu alıyor, yazar seriye ve karakterlere alıştırmak için olacak ki ilk bölümler polisiye olmaktan uzak bir çizgide ilerliyor. Aslında romanın genelinde de bu durum söz konusu, gizemli bir hava hakim ama o bildik deliller peşinde koşan, sorgulayan tavırlar yok.

Yazar sanırım seriyi klasik polisiye serilerden uzak tutmak için böyle tutumlar sergilemiş, karakterler de bu türde gördüğümüz karakterlerden biraz farklı. Polisiye ve gizem açısından zayıf bir kitap çıkmış ortaya, yazar bir gizem oluşturabilmiş ama şaşırtan bir tarafı yok, hatta bazı noktalar sırf yazarın gizem oluşturma çabaları gibi geliyor ki mutlu edici değil. Katilse şaşırtıcı olmadığı gibi gerekçeleri zayıf bir katil gibi geldi bana, anlayacağınız genel olarak tatmin edici bir polisiye olmadı benim için. Yazarı bir daha okumak için herhangi bir istek duymuyorum, dili akıcı, zaman geçirmek için okunabilecek kitaplardan.
Nasıl ki bizim ergen kız yazarlarımıza acımadan 1 yıldız yapıştırıyorsam bu yazara da kocaman bir 1yıldızı çakıyorum. Ya bir de utanmadan bu kadına iskandinav polisiyesinin kraliçesi diyorlar. Kadın daha iki cümleyi bir araya getirmekten aciz. O kadar kötü bir dili var ki okurken kafayı yememek elde değil. Kim kimdi kim nerede ne yapıyordu... çorba gibi oldu kafam 5 kere baştan başladım kitaba 6. Defasında bitirmeyi başardım ama resmen edebiyat işkencesi yaşadım.

Açık açık söglemek lazım: yeteneksiz bir yazar ve berbat bir kitap.

Hep yerlilere saydıracak değiliz biraz da elin yazarına hakettiğini söylemek lazım.
Büyük bir istekle aldığım bu kitabı kötü dili sebebiyle bırakıyorum. Meselenin çeviriden de kaynaklı olduğunu sanmıyorum. Her paragrafta "ama" ile bağlanan cümleler okumak bir kaç tekrardan sonra okuma arzusunu zedeliyor ki buna rağmen devam ettim. Sonuç: okumayı bırakıyorum.
"İlk kez, insanların içindeki iyiliğin kötülükten fazla olduğundan şüphe etti."
Orada bir prenses yattığını düşündü..
Buz prenses..

Artık bedenini terk etmiş olan ruhunu okşuyormuşçasına kolunu okşadı. Giderken arkasına bakmadı. Veda etmiyordu, tekrar görüşeceklerdi.
Camilla Läckberg
Sayfa 10 - Doğan Kitap
"...yakın olduğu birisinin, sandığı gibi biri olmadığını anlamanın verdiği hayal kırıklığı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Buz Prenses
Alt başlık:
Fjällbacka Serisi 1
Baskı tarihi:
Mayıs 2012
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050906721
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Isprinsessan (Ice Princess)
Çeviri:
Elif Günay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
İsveç Polisiyesinin Kraliçesi Camilla Läckberg’in ilk romanı Buz Prenses Türkçede Tüm Avrupa’da tanınan, romanları 4 milyonun üstünde satış rakamına ulaşan, ülkesinde de ”en çok satan yazar” unvanına sahip Camilla Läckberg’in ilk romanı Buz Prenses Türk okurlarla buluşuyor. 2008 yılında Fransa’nın en saygın polisiye yazarlarına verilen “Grand Prix de Littérature Policière” ödülüne layık görülen Läckberg, ünlü romanında, korkunç sırların üstünün asla tamamen örtülemeyeceğini ve susmanın ruhu nasıl öldürdüğünü ustalıkla anlatıyor. İskandinav polisiyelerinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul edilen romanın ana karakteri Erica başarılı bir biyografi yazarıdır. Anne babasını aniden bir araba kazasında kaybeden Erica, Stockholm’den çocukluğunun geçtiği Fjällbacka kasabasına döner. Burada, yıllar önce gizemli bir şekilde şehri terk eden çocukluk arkadaşı Alex’i ölü bulur. Polis otopsi raporundan, ölümün intihar değil cinayet olduğuna karar verecek ve ciddi bir araştırma başlatacaktır. Erica, Alex’le ilgili, eski dostluklarına dair soruları cevaplayacak bir anı yazısı tasarlar. Bu süreçte merakı bir takıntıya dönüşürken, polis de davayla ilgili kendi şüphelerinin izini sürer. Olayı araştırırken öğrendiği gerçekler ile cinayeti araştıran ve genç kadına çocukluğundan beri âşık olan dedektif Hedström, Erica’nın hayatını değiştirir. Kitapları 35 ülkede 25 dile çevrilen, polisiyenin kraliçesi Läckberg’i İsveçliler yenilikçi, tutkulu, işine son derece bağlı, cömert ve çok çalışkan biri olarak tanımlıyorlar. Çünkü yazar İsveç Kanserli Çocuklar vakfıyla çeşitli projelere imza atıyor, her kitabında yeni bir kılığa girmekten çekinmiyor, hatta “Yok Böyle Dans” yarışmasına bile katılıyor. Yazar bu yıl ülkesinde Expressen gazetesi tarafından Dünya Kadınlar Günü’nde yılın kadını da seçilmişti.

Kitabı okuyanlar 75 okur

  • Devrim aytolu
  • Okan Öztürk
  • Gamze Tercan
  • FUAT TAŞ
  • Esma Tezgi
  • Asya
  • Ülkü
  • Tulin
  • Volkan ÖZTÜRK
  • Filizyargan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.8
14-17 Yaş
%5.6
18-24 Yaş
%11.1
25-34 Yaş
%19.4
35-44 Yaş
%41.7
45-54 Yaş
%19.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.1
Erkek
%25.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10 (3)
9
%16.7 (5)
8
%26.7 (8)
7
%23.3 (7)
6
%3.3 (1)
5
%10 (3)
4
%3.3 (1)
3
%0
2
%3.3 (1)
1
%3.3 (1)