Sır Ölümden Daha Derin Serisi 2

8,9/10  (26 Oy) · 
58 okunma  · 
17 beğeni  · 
1.178 gösterim
Çıplak ve cansız bedeniyle, döşemenin üzerine bırakılmış korku verici bir natürmort tabloyu anımsatıyordu.
Saçları kara bir bulut gibi başının etrafına dağılmıştı. Yüzü porselen berraklığında, teni süt beyazdı. Gül kırmızısı dudakları vardı - vücudundaki kesiklerden sızan kanlar kadar kırmızı.
Küçük bir oyuncak bebek gibi yerde uzanıyordu - parçalanmış ve bir kenara atılmış. Kahverengi gözleri buğulu ve ifadesiz…

Marissa Fordham sır dolu bir geçmişe sahipti. Herkes onu tanıyordu fakat kimse onun hakkında bir şey bilmiyordu. Evinde tüyler ürpertici bir halde bulunduğu olayın tek tanığı dört yaşındaki kızı Haley'di. Diğer yanda kimsenin görmediği, duymadığı ve hakkında hiçbir şey bilmediği cinayetleri bile çözebilen Vince Leone bu kez içinden çıkılmaz bir bilmeceyle karşı karşıya kalmıştı. Marissa sırlarını da mezara götürmüştü ve Vince; en sevdiği insanları katilin yeni hedefi yapacak bir gerçeği açığa çıkardığının farkında bile değildi: Marissa Fordham diye biri aslında hiç var olmamıştı.

"Hoag muhteşem bir polisiye yazarı. Gizemi başarıyla kurgulayan yazar, okurunu son satıra dek saran merak duygusunu ustaca kullanıyor. Psikopat katillerle ilgili çok fazla hikaye okumuş olabilirsiniz ama Hoag karakterlerini öyle özelliklerle donatıyor ki onlara kızacağınıza mı acıyacağınıza mı karar veremiyorsunuz."
Publishers Weekly
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    512
  • ISBN:
    9786054188963
  • Çeviri:
    Dilek Öykü Güneşli
  • Yayınevi:
    Koridor
  • Kitabın Türü:
Cem 
 25 Şub 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · 7/10 puan

'Sır', Ölümden Daha Derin serisinin 2. kitabı olarak ilk kitaptan bir kaç adım geride, klişelerle dolu, strateji olarak hatalı bir hikâyeleme içerdiğini de düşündüğüm bir eser. Herşeyden önce Sır, birinci kitabın hakikaten bir devam kitabı. Birinci kitabı okumadan okumaya kalkanlar bayağı zorlanabilir; zira kitabın sonuna dek, özellikle ilk 150-200 sayfada ilk romandaki durumlar, olaylar, karakterler ağırlığını hissettiriyor. Bunun okumayı biraz zorlaştırdığını düşündüm. Ben bile okurken ilk kitaba bu kadar dönük olmasından rahatsızlık duydum ara ara. Yazar gerçekten bir devam kitabı yazmış. Kovac ve Liska serisi de devam kitaplarından oluşuyor, ama ilk kitaplardaki karakterler ya da olaylar ağırlığını bu kadar hissettirmiyor. Kendi kanımca bir olumsuzluk yaratıyor bu.

Bu arada diyalogları iyi bulsam da klişelerin dikkat çektiğini, özellikle de aşk,sevgi sözleri, hislerin aktarılması anlamında klişelerle dolu olduğunu da belirtmek gerek. Keşke polisiyenin romantik olmakta ısrar eden kısmı bu kadar abartılı olmasa; ilk kitapta herşey daha gerçekçi gelmişti gerçekten. Burada gerçeklik hissi yaratmayan aşklar, sevgiler, çocuk sevgisi, aile özlemi ve bunların ifade edildiği klişe durumlar, söylenen klişe sözler söz konusu. Bunun dışında soruşturma, merak duygusu, cinayetler, herşey yine maharetle aktarılıyor, ilgi çekiyor. Yazarın alışık olduğumuz üzere çok karakterli, bol diyaloglu tarzı kitaba yakışıyor, sıkıntı yaratan durumları hafifletiyor. 'Sır' için asla kötü bir eser diyemeyiz, ama yazarın çıtasının altında kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Serinin 3. kitabını okumaya karar vermedim henüz; yazarın başka bir kitabına geçebilir, ya da araya güzel, lezzetli bir edebiyat kitabı koyabilirim... bakalım:)