son 250 sayfayı tek seferde okudum sürükleyici içerik bu olsa gerek ..beklediğim sonuç çıkmadı galiba bi çok okuyucuda benim gibi düşünmüştü ters köşe oldum..
Kitabı uzun sürede bitirmiş olsam da kitap çok akıcı bir şekilde ilerliyordu. İlk 150 sayfaya yakın çok fazla insanın bir anda olaylara dahil olmasıyla tam oturtturamadım ama son 200 sayfayı soluksuz okudum. Bölüm aralarında çok fazla "Acaba bu cinayeti bu psikolojideki biri mi işledi?" diye düşündüm. Benim için beklenmedik bir sonuçla bitmedi yinede sarsıcıydı. Tek sorunu çevirisinde gördüğüm bir kitap oldu. Bazı cümleler yerine tam oturmamış, yazımda ve nasıl anlatılır bilmiyorum ama kelimeyi kullanımda sırıtan yerler vardı. Kötü çevirili kitaplarla ilgili inceleme okuduğumda bunu pek fark etmeyeceğimi düşünmüştüm ama demek ki fark ediliyormuş. Yine de polisiye-gerilim türünde kitap okumayı seviyorsanız bu kitabın okunması gerektiğini düşünüyorum.
Merhabalar
Bu kitabı madde madde şeklinde inceleyeceğim.Neden mi? Çünkü öyle istiyorum:) :)
1. Roman ben de çok merak duygusu oluşturmadı, nefesimi tutup okumadım çünkü kitabın daha başında katilin kim olduğunu az çok cinayet filmi izleyen çoğu kişi çözebilir ve ben de bunlardan biriyim...
2. Dili oldukça akıcı su gibi ilerliyor.
3. Romanda zurnanın zırt dediği yere gelirsek en can alıcı satırlar olarak yargıcımızın şu sözlerini verebilirim. "Buna inanıyor musun? Yani insanın kötü olarak doğduğuna? Sonradan olmadığına?"
Evetttt bu satırlar insanı düşündüren satırlar! Ben insanın doğuştan kötü olduğunu düşünmemekle beraber insan psikolojisine çok vakıf biri olmayarak naçizane görüşüm; insanın doğumdan itibaren gerekli sevgiyi hakkettiği yönünde olup sevgiyle insanı yetiştirmek gerektiğidir.
4. Bu roman elinizde varsa okuyabilirsiniz sıkıcı değil:) saygılar...
Polisiye kitaplarda kitabın başlarından itibaren katilin kim olduğunu ''ha işte katil bu olmalı,kesin bu'' dediğiniz tarzda romanlar vardır ya ama sonuçta farklı biri çıkar. Bu kitapta da tam eminim dediğiniz anda fikrinizi değiştirecek kadar şaşırtmalı bir anlatım var. Sonundaki sürprize hazır olun... Sürükleyici ve tüyler ürpertici de diyebilirim...
Hayatım boyunca okuduğum en iyi cinayet romanıydı. Üstünden yıllar geçtiği için konusunu pek hatırlamıyorum, hatırladığım tek birşey var oda başladığım andan itibaren elimden düşürmeden bitirdiğim bir kitaptı. Günlerce etkisinden çıkamamıştım.
Yazarın okuduğum 2.kitabıydı artık tüm kitapları listemde. Kesinlikle çok zekice kurgulanmış, katilin kim olduğunu sonuna kadar heyecanla beklediğim ender kitaplardan biriydi. Sondaki şaşırtma kesinlikle tahmin edilemezdi...
Okudum ama sanki bir yabancı film izledim. hey dostum lanet olsun, kaldır şu koca kıçını tarzı konuşmalar. Evet sonunda ters köşe ediyor. Ama biraz zaman kaybı gibi geldi
Akıcı bir kitap olmasına rağmen elimde fazla kaldı. Öyle aman aman deyip beni içine alıp merakımı canlı tutamadı. Vay diyeceğim şaşıracağım bir son olmadı. Polisye türü sıradan bir kitap olarak kaldı bende. Okunur mu okunur, bişey kattı mı? Hayır okudum geçtim :(
Sürükleyici bir polisiye romandı. Bitirene kadar her akşam sabırsızlıkla acaba şimdi nolucak diye merakla okumaya başlıyordum. Sonuç tahmin ettiğim gibi çıkmadı tam bir yanıltmacayla okuru şaşırtmıştı yazar.
Bir kaç cümleyle ifade edilebilir."Güzel bir kitaptı.""Okurken her zaman aklımdaki şeyin olmasını bekledim.""Bazı yerleri sanki ben yazarsam daha güzel olabilirmiş gibi geldi."
Tami Hoag (tam adı Tami Mikkelson) 20 Ocak 1959 doğumlu Amerikalı yazar. Hemen hemen bütün kitapları 22 milyona yakın okunan, gerilim yazarı.
İlk romanı 1988'de basılan yazar, 1977 yılında, Daniel Hoag ile evlendi. Çocuğu olmayan yazar halen, yaşamını eşi ile birlikte Charlottesville Virginia'da sürdürmekte.