Bade Turan ϜϓſϞ, bir alıntı ekledi.
23 saat önce · Kitabı okuyor

Ey milletim! Alnını yüksek tut! Kalbin ümitle dolsun! Sen mazlumlar Asya'sının zulüm dünyasına açtığı bayraksın. Sen, Tanrı'nın mazlum milletlerin hürriyet ve bağımsızlığı için çektiği kılıcısın. Bugün de Allah'ın tarihine kader kıldığı ezeli vazifeyi yerine getiriyorsun. Dünyalara yeni devirler açmak dünya hareketlerinin manasını tespit etmek, bütün bunlar Tanrı gücüyle yazılmış, bize inmiş tarihine has olan kudretlerdir."

Türk İhtilali'nde Vatan Müdafaası, Mahmut Esat Bozkurt (Sayfa 63)Türk İhtilali'nde Vatan Müdafaası, Mahmut Esat Bozkurt (Sayfa 63)

Allah Geleceği Bildiğine Göre Onu Yazmış mıdır?
Bakara, 124.. Ayet: Rabbi, bir zamanlar İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış; o da onlara eklemişti: (Tanrı) "Seni insanlara önder yapacağım," demişti. "Soyumdan da?..," deyince, "Zalimler benim sözüme dahil olmaz" buyurmuştu.

İnancın sahip olduğu en büyük düşman mantıktır.

Tanrı Yanılgısı, Richard Dawkins

Hedonizm Nedir? :
Hedonizm, Türkçe ifadesiyle hazcılık, Kirene Okulu'ndan, Sokrates'in öğrencisi Aristippos'un öğretisi olan, hayatın esasının haz almak olduğunu, insanın en soylu amacının hayattan alacağı hazzı maksimize etmesi olacağını söyleyen düşüncedir. Hedonizm sözcüğündeki "hedone", Yunanca'da haz anlamını taşır.

Hedonistlere göre, haz mutlak iyidir. İnsan eylemlerini sonucunda haz almasını sağlayacak şekilde planlamalıdır, devamlı haz peşinde olmalı ve haz verene yönelmelidir. Aristippos, her davranışın mutlu olma isteğinden kaynaklandığını söyler. Dolayısıyla, haz, yaşamın bir numaralı gerekliliğidir. Haz, insanı insan yapan duygudur. Bilgiler duygularla alınabildiği kadardır, bundan sonrasına geçemez. Bu yüzden, Aristippos, duyguların getirdiği hazza yönelmeyi ve acıdan daima kaçmayı salık verir.

Hedonizm'de, bireyin anlık istek, zevk ve hazzı her şeyin önündedir. Bu nedenle, insanlar, diğer insanları önemsemeden anda yaşamalı ve bencil olmalıdır.

Aristippos'tan sonra Epikuros da hedonizmi sürdüren filozoflardan biri olmuştur. Ancak Epikuros, Aristippos'un tersine bedensel hazzı değil ruhsal hazzı tercih eder. Epikuros'la birlikte, hedonizm ana başlığının altına iki alt başlık yerleşmiştir. Bu iki başlık şöyledir:

Psikolojik hedonizm: İnsanların psikolojik anlamda, sadece haz almayı arzuladığını savunan hedonizm türüdür.
Ahlaki hedonizm: Zevk ve mutluluğu maksimize etmenin temel ahlaki sorumluluk olduğunu söyleyen öğretidir. Ahlaki hedonizm terimi Epikuros ile gündeme gelmiştir. Epikuros, "Menoikeus'a Mektup" adlı eserinde, hazzın doğasını açıklar ve kederle korkunun nasıl azaltılabileceğini anlatır. Epikuros'a göre, en büyük haz ruhun dinginliğinden meydana gelen hazdır. Bu hazza ise, bedensel zevklerin ardından koşarak varılamaz. Ona göre, gerçek haz, sürekli olandır. Bu tip bir hazza da ancak bilgelikle varılabilir.
Epikuros der ki, ekmek ve su, aç olan bir kimse için tadabileceği en büyük hazdır. Bu sayede, o kişi gayet sade, zenginlikle ilgisi olmayan sofralara alışmış olur ve bu durum sağlığı için iyidir. Ayrıca, insanı yaşamın zorluklarına hazırlar. Uzunca bir zamandan sonra zengin sofraya oturursa daha çok keyif alır ve şans karşısında korkusuzlaşır. Yani haz amaçtır derken, ne dediğimizi anlamayan veya yanlış anlayanların düşündüğü gibi, yoldan çıkmış insanlardan ve onların cinsel hazlarından söz etmiyoruz. Aksine, bedenen acı çekmemek gerektiğinden ve ruhu dinginleştirmek üzerine çalışmaktan bahsediyoruz. Zengin sofralardan, peşi sıra gelen şölenlerden ve yaşanan cinsel ilişkilerden alınan haz yaşamı daha zevkli kılmaz. Yaşamı daha zevkli kılan, seçilecekleri ve kaçınılacakları araştıran, her şeyin nedenini merak eden, insan ruhunu ızdıraba sokacak düşünceleri bertaraf eden bir muhakemedir.

Ortaçağ'ın Hıristiyan filozofları, Epikuros'un savunduğu tipte bir hedonizmin geçersiz olduğunu belirtmişlerdir. Bu filozoflara göre, hedonizm Hıristiyan inancındaki günahtan uzak kalma, Tanrı'nın isteklerini yerine getirme ve Hıristiyan imanını, umudunu ve hayırseverliğini geliştirme olguları ile bağdaşmaz.

Rönesans filozofları, hedonizmi yeniden canlandırmışlar ve bu felsefenin haz vurgunun aslında Tanrı'nın insanların mutlu olmasını istemesiyle uyumlu olduğunu söylemişlerdir. Erasmus, bu fikrin savunucularındandır. Filozof Thomas Moore da aynı Erasmus gibi hedonizmi dini esaslarla açıklamış ve Ütopya adlı eserinde, insanın mutluluğunun temelini hazzın teşkil ettiğini savunmuştur.

Bir felsefi akım olarak Rönesans sonrası etkisini kaybetmiştir. Ancak 18.yüzyılda, zevk ve mutluluğun ahlaki boyutu ele alınarak Francis Hutcheson ve David Hume tarafından tekrar incelenmiştir. Hedonizmin, insanın davranış ve hareketlerini hazza yönelik sürdürme ve değerlendirme eğilimi olduğundan pragmatizmle de yakın ilişkide olduğu savunulur. Zira, Hutcheson ve Hume, pragmatizmi de ortaya çıkaranlardandır.

Hedonizmin, ekonomide de yankıları duyulmuştur. En iyi ekonomik sonucu en az giderle ve zahmetle elde etmek hedonizmle açıklanmıştır. Jeremy Bentham, insanları en yüksek haz seviyesine ulaştıran şeyin, aynı zamanda o insanlara en fazla yararı da sağlayan şey olduğunu söylemiştir. Ekonomik marjinalizmin kurucularından William Stanley Jevons ise, ekonomik hayatın amacının hazzı doruk noktasına çıkarmak olduğunu belirtmiştir.

İnsanların cinsel hayatlarına renk ve heyecan katmak için eşlerini değiştirdikleri kampların ismine de hazcılık kampı denir. Ayrıca hedonizm, çalışma kültürü açısından da kişinin kendisi için çalışmasını ifade eder. Bu da, bireyin kendisi ve bireysel çıkarlarıyla hedefleri için para kazanması demektir.

Hedonist temalar taşıyan bir hikayeye göre, ünlü bir sporcu arabasına binmeye yeltenmişken kendisine bir kadının yaklaştığını görür. Kadın, sporcuya çok hasta bir bebeği olduğunu, eğer hastane masraflarını karşılayamazsa bebeğinin kısa sürede öleceğini söyler. Sporcu etkilenir ve çek defterini çıkararak kadına yüklü bir miktarda çek yazar. Sporcu, kadına bu parayı bebeğinin iyi günleri için harcamasını söyler ve arabasına biner. Ertesi gün, kulüpte yemek yerken sporcuya bir arkadaşı yaklaşır ve ona bir önceki gün çek verdiği kadının sahtekar olduğunu, zenginleri hasta bebek hikayesiyle kandırdığını söyler. Bunun üzerine sporcu heyecanla, kadının ölmek üzere bir bebeği olmadığına çok sevindiğini söyler.

Günümüzde hedonizmin, hayatın tek amacının yeme, içme ve eğlence olduğu zannı üzerinden yükseldiği söyleniyor. Bu da, hedonizmi yalnızca bedensel zevklere indirgeyen, kolay ve kısa yoldan, diğer insanları umursamadan ve hatta onlara zarar vererek yaşayan bir neslin yetiştiği eleştirisini beraberinde getiriyor. Yaşamlarını zevk almak üzerine kuran bir neslin, bu zevke giden yolda önüne çıkabilecek tüm engelleri ahlaki ve yasal olmayan biçimlerde kaldırmak isteyeceği, bunun da toplumsal bir intihara sebep olabileceği belirtiliyor. Bu yaşam stilinin yalnızca sosyal değil psikolojik açıdan da açmazları olduğu savunuluyor.

Bununla birlikte, güncel hedonizmi, kimseye zarar vermeden bireysel olarak haz almanın ve diğer insanlara haz vermenin peşinde olan introspektif bir tutum olarak tanımlayan hedonistler de mevcut. Bu, daha etik bir hedonizmin ve bir miktar pragmatizmin karışımı niteliğinde. Bu tip bir hedonizmi savunanlar, bu kavramın beynin ve vücudun tam kapasite kullanılabilmesinden ibaret olduğunu söylüyorlar. Fransız hedonist Michel Onfray, hedonizmin ideal estetik dayatmasının karşısında olduğunu ve insanın en iyi versiyonuna kendisinin ve başkalarının hazzıyla ulaşacağını belirtiyor. Bu hazzın, bir başkasına asla zarar verilmeden elde edilmesi gerektiğini de not eden Onfray, kişinin kendi zevkiyle başkalarının zevki arasında denge kurmasını öneriyor.

Hedonizmin geleceği hakkında bazı teoriler vardır. Hedonizmin kavramsal boyutta ele alınarak, beynin zevk konusunda nasıl çalıştığı ve ön yargıların değerlendirmelerimizi ve deneyimlerimizi nasıl etkilediği üzerine çalışmalar yapılması faydalı olacaktır. Bu alanlarda bilimsel olarak ilerlemek, hazzı tanımlamak ve daha çok haz alabilmek için insanlar için birbirlerine zarar vermeden bir rota çıkarmalarını sağlayabilir.

"Çocukların, geleneksel bilgiyi emmek zorunda olmaları nedeniyle, doğru veya yanlış, haklı veya haksız büyüklerin onlara söyleyeceği her şeye inanacakları olasılığı çok acıdır, ama başka türlüsü de olası değildir. Yetişkinlerin onlara söylediği birçok şey doğrudur ve kanıtlara dayanır veya en azından mantıklıdır. Fakat eğer bu söylenenlerin bir kısmı yanlış, aptalca ve hatta ahlaksızcaysa çocukları bunlara da inanmaktan koruyacak hiçbir şey yoktur. Peki çocuklar büyüdüklerinde ne yaparlar? Elbette bunu bir sonraki çocuk nesline anlatırlar. Bu yüzden bir şeye güçlü bir şekilde bir kere inanıldığında (ilk ortaya çıktığında ona inanmak için herhangi bir neden olmasa bile) o şey sonsuza kadar gidebilir.

Dinlerde olmuş olan şey bu olabilir mi? Bir Tanrı veya Tanrılar olduğu inancı, Cennet inancı, Meryem'in hiç ölmediği inancı, İsa'nın hiç insan babasının olmadığı inancı, dualara cevap verildiği inancı, şarabın kana dönüştüğü inancı; bu inançların hiçbiri düzgün bir kanıta dayanmaz. Yine de milyonlarca insan bunlara inanır. Belki de bunun nedeni, her şeye inanacak kadar küçük yaştayken bunlara inanmalarının söylenmesidir. (...) Bütün bunlar hakkında ne yapabiliriz? Bu konuda senin bir şey yapman kolay değil çünkü sen sadece on yaşındasın. Ancak şunu deneyebilirsin. Bundan sonra birisi sana önemliymiş gibi gözüken bir şey söylerse, kendi kendine söyle düşün; 'Bu, insanların olasılıklı kanıtlar dolayısıyla bildiği türden bir şey mi? Yoksa bu, insanların sadece gelenek, otorite veya vahiy yüzünden inandığı türden bir şey mi?' Bundan sonra biri sana bir şeyin doğru olduğunu söylediğinde, neden onlara şunu sormayasın: 'Bunun için ne gibi bir kanıt var?' Sana iyi bir cevap veremezlerse, umarım sana söylediklerinin tek kelimesine bile inanmadan önce çok dikkatli düşünürsün. Seni seven Baban"

Bir Şeytan'ın Papazı, Richard Dawkins

Eger ABD'nin Arkansas eyaletinde dogmussaniz ve Hristiyanligin dogru, Müslümanligin yanlis bir din oldugunu düsünüyorsaniz ve Afganistan'da dogmus olsaydiniz tam tersini düsüneceginizin pekala farkindaysaniz, cocuklukta yasanan beyin yikamasinin kurbanisinizdir. Afganistan'da dogsaydiniz ayni beyin yikamasi ile Hiristiyanligi yanlis görecektiniz.

Tanrı Yanılgısı, Richard Dawkins

pink, bir alıntı ekledi.
 23 Nis 2018

Sen de kim oluyorsun? ..
Çok öfkelenmiştim. İçimdeki “ben” ergindi, önemliydi ve yetkindi, yeri olan onurlu biriydi, çekinilecek saygın bir yaşlı adamdı.

Düşündüklerim gerçekle öylesine çelişkiliydi ki öfkem sırasında birdenbire duraksadım ve kendime, “Tanrı aşkına sen de kim oluyorsun?” sorusunu sormak zorunda kaldım. “Sanki çok önemliymişsin gibi tepki gösteriyorsun. Adam bal gibi haklı. ''

Anılar, Düşler, Düşünceler, Carl Gustav Jung (Sayfa 37)Anılar, Düşler, Düşünceler, Carl Gustav Jung (Sayfa 37)

Belki de sizin kırmızınız benim yeşilimdir ya da benim hayal edebileceğim renklerden tamamen farklı bir renktir.

Tanrı Yanılgısı, Richard Dawkins

Tanrı İbrahim’e çok sevdiği oğlunu yakarak kurban etmesini emreder. İbrahim bir sunak hazırlar, yakacak odun tedarik eder ve Isaac’in ellerini ve ayaklarını bağlayarak sunağa yerleştirir. Tam ateşe verirken bir melek çıkagelir ve Tanrının planındaki bir son dakika değişikliğini bildirerek İbrahim’i durdurur: Tanrı yalnızca şaka yapmıştır, aslında İbrahim'i ‘ayartmış’ ve bu şekilde inancını sınamıştır. Çağdaş bir ahlakçı bir çocuğun bu tür bir psikolojik sarsıntıdan nasıl kurtulacağını bilemeyebilir ki çocuğun işi epey zordur.

Tanrı Yanılgısı, Richard Dawkins