Nasıl olur da yokluk içinde yaşamak için yemin eder, ant verir ve sonra da söylediklerinizi unutup lüks içinde yaşarsınız? Nasıl olur da Tanrı'ya bağlılık yemini edip sonra da dinin bütün söylediklerine karşı gelirsiniz?
"Temiz. Banyo, lütfen."
"Anlamıyorum."
Mura ona yaklaştı ve hoşnutsuzlukla burnunu kırıştırdı. "Kokulu. Pis. Portegeez hep gibi. Banyo. Bu ev temiz."
"Canım ne zaman isterse o zaman yıkanırım! Ayrıca pis kokmuyorum!" diye patladı Blackthorne. "Banyo denen şeyin tehlikeli olduğunu herkes bilir. İllet kapayım mı istiyorsunuz? Tanrı bana hiç akıl vermedi mi sanıyorsunuz? Defolun gidin, bırakın da uyuyayım."
"Banyo!" diye emretti Mura. Barbarın açık öfkesi ve terbiyesizliğinin seviyesi yüzünden afallamıştı. Hem mesele barbarın pis kokması da değildi sadece, kokuyordu tabii ama ayrıca Mura'nın bildiği kadarıyla üç gündür doğru dürüst yıkanmamıştı, verilecek ücret ne kadar yüksek olursa olsun kortezan onunla yastık paylaşmayı haklı olarak kabul etmeyecekti. Şu rezil yabancılar yok mu, diye düşündü. Şayanıhayret! Ne pis alışkanlıkları var, şaştım kaldım! Neyse ne. Senden ben sorumluyum. Terbiye nedir öğreneceksin. İnsan gibi yıkanacaksın, annem de merak ettiği şeyi öğrenecek. "Banyo!"
şimdi, ey mü'minler! öyle tövbe etmek gerek ki onda tereddüt ve şüphe olmasın. yine tövbeyi öyle yapmak gerek ki fayda getirsin. çünkü tövbe etmek pişmanlıktır. pişmanlığın esası budur ki yetmiş yılık günah bir özüre değişilir. şimdi, tevekkülle özüre önem verin ki hatalarınız az, yüzünüz ak (taze) olsun.
şimdi, ey mü'minler! her zaman özür dilemek sizden; kabul etmek Tanrı'dandır:
"Allah'a tevekkül eden kimseye, Allah yeter."
(Kur'an LXV/3)