''Annemin kesinlikle inandığı bir şey vardır: Hayatta önemli olan, insanın eline düşen kartlar değil, onları nasıl oynadığıdır, der. Bense, elime düşen en büyük kartın annem olduğuna inanıyorum. İyi yürekli, adil, cömert biriydi; kendisi gibi iyi yürekli bir ana baba tarafından derin bir sevgiyle yetiştirildiğinden büyük bir özgüvene sahipti.''
''Annem, kendisinin babamın zekasının sevimliliğinin,tutkulu imgeleminin gölgesinde hissettiğini birçok kez söylemiştir.Çocuklarla birlikteyken Fareli Köyün Kavalcısı'na benzediğini söylerdi ki, bütün arkadaşlarımın, ayrıca gittiğimiz her mahalledeki çocukların üstünde babamın yarattığı karizmatik etki bunu doğruluyordu. Öte yandan, oturup konuşmak istediği kişi annemdi. Babamla oynardık, annemle konuşurduk.''
''Bu hastalık benim büyüleyici ama ölümcül düşmanım, can yoldaşım oldu. Çok çekici bir karmaşıklığı vardı benim için, doğamızın en üstün, en ince yanlarıyla en tehlikeli özelliklerini birleştiren bir damıtımdı. Bu vahşi hayvanla uğraşabilmek için önce onun çeşitli duygu durumlarını, sayısız maskelerini tanımak zorundaydım. ''
''Çinlilerin inancına göre bir hayvanı yakalayabilmeniz için önce onu güzelleştirmeniz gerek. Garip bir biçimde benim, manik- depresif hastalığa yapmak istediğim buydu.''
Kendime '' Eh, bilimin delicesine bilmek istediği her şeyi biliyorum, fakat bu yol hayatımın anlamını bulmamı sağlayacak soruları cevaplamıyor.'' dedim.