"Çok saf ana, çok temiz ana, daima bakire ana, benim için dua et! Benim sığınağım, neşe kaynağım, akıl tapınağım, saflığımı içine kapadığım fildişi kulem sensin. Kendimi lekesiz olarak senin ellerine bırakıyorum, sana yalvarıyorum, beni al, duvağının bir ucuyla ört; beni, günahsızlığının altına, giysinin kutsal surları gerisine sakla, sakla ki bir ten soluğu oraya kadar gelip bana bulaşmasın. Sana ihtiyacım var, sensiz ölüm halleri geçiriyorum, senden kendimi sonsuza dek ayrı hissediyorum; beni kurtarıcı kolların arasına al, buradan uzağa, içinde oturduğun duru beyazlığın ortasına götür. Günahsız yaratılmış Meryem, beni her bir organından dökülen lekesiz karların ortasında yok et. Sen sonsuz erdem mucizesisin. Senin soyun hiçbir tohum ekilmeden yetişen olağanüstü bir ağaç gibi bir ışık demeti üzerinde yetişti. Oğlun İsa tanrının soluğundan doğdu, sen de ananın karnı kirlenmeden doğdun; bu bakireliğin kuşaktan kuşağa, sonu gelmez bir ten bilgisizliği içinde yükseleceğine inanmak istiyorum. Ah! Duyguların utancı dışında yaşamak, büyümek! Ah! Cinsiyetin o iğrenç zorunluluğu olmadan sadece ilahi bir öpücüğün yaklaşmasıyla çoğalıp hayatı sürdürmek!"