En Güçlü Zehir Üzüntü, En Güçlü İlaç Mutluluktur.
Üzülmemek için:Üzülmeye neden olan her şeyi bırakmamızın vakti gelmedi mi? Arkamıza dönüp baktığımızda, ben neye üzüldüm diye hayretle andığımız geçmişimizi anmamız bize hâlen şimdi ki üzüntümüzü de gelecekte şimdiyi anıp neye üzülmüşüm ben ya dedirtip şaşırtacağını anlatmıyor mu? Üzüntü diye bir şey var ama nedenlerini bırakmak bizim elimizde, kurtulmamız gerektiğinin farkında olup bırakalım yeter ki.
Bırakırsak eğer mutluluğa engel olan nedenleri kaldırmış oluruz, üzülmemek bile mutlu olmak için yeterli bir neden aslında. Her seferinde üzüntüye neden olan ne varsa bırakırsak alıştırmamış oluruz üzüntüye neden olan her şeyi, vazgeçerler üzmekten bizi, biliyoruz ki her şey bizim elimizde.
Hak ettiğimizi yaşamamız gerekiyor hak etmediğimizi değil! Hak etmediğimizi yaşıyorsak eğer bir yerde yanlışlık vardır. Devam edersek yanlışı fark etmemeye, fark etmemeyi geciktirdikçe de alışır yanlışlar bize ve hep hak etmediğimizi yaşarız. Hak ettiğimizi yaşamak için de kimse sıra vermez bize, çoktan kaçırmış oluruz o sırayı, dolmuştur o sıra yanlışı fark edenlerle. Değer verene değer, üzmeyene hayatımızda yer, öncelik verene öncelik yoksa hep üzülecek neden çıkar ortaya. Üzmenin bir bahanesi yoktur! Nedenini bulup kurtulmak gerekir. Öncelik Bizim mutluluğumuz olmalıdır gerisi bahanedir! Biz bahanelere inanırsak eğer hep son sırada bekleyen ya da son sıraya bile yeri kalmayan olup sırada yer açılmasını bekleyen oluruz.
Öncelikle ilgili Paul Auster'in dediği bir sözü yazmak istedim: “İnsanlar asla söyledikleri kadar meşgul değillerdir! İnsanların öncelikleri vardır ve bazen sana sıra gelmez ” Bu sözünden yola çıkarak kendimize edinmemiz gereken hayat felsefesi şudur: Öncelikleriniz çok yoğunum der ve inanıp öncelik vermeye devam eden