Ulas

Ulas
@Orpheios
Modern çağın varoluşçusu,sıradanlığın yükünü omuzlamış bir düşünce mahkûmu.Sabah 5te uyanır, zihninde davalar açar;hem yargıçtır hem sanık.Herkesin merak ettiği ama kimsenin bilmediği bir dosyayı taşır gibi yaşar.
Personel Officer
İstanbul Teknik Üniversitesi
Abu Dhabi
Adana, 14 Şubat
41 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Yalnızlık, bir eksiklik değil; insanın kendi varlığıyla baş başa kaldığında ortaya çıkan çıplak hakikattir. Dostluklar, aşklar, kalabalıklar… hepsi bir gün dağılır ve geriye, kendine katlanmak zorunda kalan o tek kişi kalır. İşte o kişiyle hesaplaşmak, bir ömürlük en çetin davadır. Ve anlarsın ki yalnızlık, seni tüketen bir boşluk değil; seni şekillendiren bir öğretmendir. Onu yenemezsin, ondan kaçamazsın. Yapabileceğin tek şey, onunla yürümeyi öğrenmek… çünkü insan, kendi sessizliğine tahammül edebildiği gün gerçekten özgür olur.
Edebiyat
Reklam
Gece, karanlığın değil, hakikatin perdesidir. Gün boyu takınılan maskeler, gecenin sessizliğinde düşer; yüzler, aynadaki suretini tanıyamaz olur. İnsan, yalnızca gecede dürüsttür kendine. Kimse izlemezken, kimse alkışlamazken, sadece kendi yorgun nefesiyle baş başayken, neyi sevip neyi yitirdiğini fısıldar karanlığa. Ve bu fısıltılar, çoğu zaman bir ömrün en gerçek cümleleridir. Ben geceleri öğrendim kendimi. Işığın görmediği yerlerde saklanan korkularımı, pişmanlıklarımı, adını koyamadığım boşlukları. Dışarısı sessizken içimde kıyametler kopuyordu. Ve fark ettim ki: Gündüz yaşamak, gece ölmemeyi başarmaktır. Çünkü en büyük kayıp, herkes uyurken hâlâ ayakta kalmaktır; ve en ağır yalnızlık, sessizlik içinde kendini duymaktır.
Edebiyat
Bazı hayatlar, baştan sona eksik doğar. Ne anne sesiyle uyanır sabaha, ne de bir dostun sesiyle dağılır gecenin ağırlığı. Zaman akar, ama insanın içinden değil, insanın üzerinden geçer. Her gün biraz daha silinir duvarlarındaki yazılar; çocukken kazıdığı umutlar, yetişkinliğin suskun çığlıklarına dönüşür. İçimizde taşıdığımız o boşluk, bazen bir şehir kadar kalabalık olur, bazen mezar kadar sessiz. Geriye dönüp bakınca, insanın kendi hikâyesine yabancılaştığını fark etmesi kadar acı bir şey yok. Bir ömür kendine temas edememiş olmak; elleri var ama dokunamıyor, sesi var ama anlatamıyor. Çünkü bazıları için yaşam, sadece soluk almak değil; her adımda biraz daha yitip gitmek. Ve işte tam bu yüzden, bazı insanlar hayatta kalır ama aslında hiç yaşamamıştır.
Edebiyat
Edebiyat bir sığınak değil, mezardır. İnsan yaşarken gömülür sayfalara; her kelimeyle biraz daha çürür, her cümlede biraz daha yok olur. Kitaplar bazen iyileştirmez, yalnızca kanayan yerin adını koyar. Çünkü bazı acılar dinmez, sadece daha güzel anlatılır. Ve bazı ruhlar, sessizce kelimelerde intihar eder.
Edebiyat
Bazıları annelerinin kollarında büyür, bazıları ise hiç açılmamış kolların hayaliyle. Bir boşluğun içinde şekillenen, sesi olmayan bir özlem. Ve en çok da geceleri, adı konmamış bir eksiklik gibi yanar içimde.
Edebiyat