Yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu. Cengiz Hanı da bu yazardan okumuştum. Okudukça Timurun savaş stratejilerine hayran olmamak elde değil. Başarılı bir satranç oyuncusu olduğunu bütün savaşlarında gösterdi. Dünya tarihine yön vermiş büyük bir lider olduğu aşikar. Beyazıtla biraz daha iyi ilişkilere sahip olsalardı tarih nasıl şekillenirdi acaba kitabı okurken çok merak ettim.
Tarihi romanları severim fakat akıcı olmadığında kitabın ilerlemesi çok zor oluyor. Yazarın iki kitabında da gördüğüm eksiklik buydu.
Şahsen artık bu yazardan tarihi roman okumayı düşünmüyorum, bulabilirsem kitabı elden bırakamama hissini yaşatan yazarlardan devam etmek isterim
Herkese keyifli okumalar
Timurun ölümünden sonra ;
Kuzeyde, ordunun Tatar ve Moğol unsurları, Nureddin ile diğer emirlerin komutası altında, bozkırlara ve sınır şehirlerine çekildiler. Onların Kırgızlar ve Kalmuk Tatarları denen bugünkü oğulları hala oralarda. Timur'un yaptırdığı ve şimdi harap olmuş kalelerin diplerinde atlarını, koyunlarını otlatmaktadırlar. Timur'un ölümü, tolgalılarla sarıklıları, yani Turanlı cengaverler ile kültürlü İranlıları birbirlerinden ayırdı.
Timur, Beyazıt'ı padişah kıyafetleri ve alametleriyle görmekle merak ve zevkini mi tatmin ediyordu, yoksa esirine gerçekten itibar göstermek maksadıyla mı böyle davranmıştı ? Yoksa tertip ettirdiği bu şenlikler onunla ince bir alay mıydı ? Bunu kimse anlayamadı.
....Tüm yaşananlar sonrasında Yıldırım Beyazıt birkaç ay sonra, vücudu sefahat ve savaş yorgunluklarından yıpranmış, gururu kırılmış bir halde hayata gözlerini yumacaktı.