“Sevmez olur muyum seni,” dedi çiçek. “Sevgimi anlamadınsa suç bende. Hem ne önemi var. Ama sen de az alıklık etmedin. Hadi mutlu olmaya çalış. Şu fanus da kalsın. İstemiyorum artık.” “Ya rüzgâr?” “O kadar da üşütmedim canım. Serin gece havası iyi gelir. Ne de olsa bir çiçeğim.” “Ya hayvanlar?” “Kelebeklerle dostluk kurmak istediğime göre iki üç tırtılın kahrını çekeceğim elbet. Kelebeklerin güzel olduğu öteden beri söylenir. Zaten başka kim gelir yanıma? Sen uzakta olacaksın. Büyük hayvanlara gelince hiçbirinden korkmuyorum. Benim de pençelerim var.” Bunu söylerken saf saf dört dikenini gösteriyordu. “Oyalanma artık. Bir kez koymuşsun aklına gitmeyi, çık git!” Küçük Prens’in kendisini ağlarken görmesini istemiyordu. Çok gururlu bir çiçekti...