"Âdem bu bahçedeki bitkilere, otlara, çiçeklere, ağaçlara iyi bakmak
İçin çok çalışmalıyız, çok büyük ve zevk veren bir iş bu; ama bize yardım
Edecek başka eller gelene kadar yorulacak, sıkıntı çekeceğiz; gündüz
Budadığımız, düzelttiğimiz, sırıkla bağlayıp baktığımız bitkiler
Bir iki gecede büyüyüp yine bakıma ihtiyaç duyuyor. Onun için
Aklıma geleni yaparak işimizi bölersek daha iyi olacak
Sen istersen bakıma en çok ihtiyaç duyulan yerlere git,
Asmaları, sarmaşıkları düzenle, bağla, ben de öğleye kadar
Şu ilerideki gülleri ve menekşeleri düzene sokayım.
Çünkü birbirimize yakın durup çalışırken durup birbirimize gülümsüyor,
Arada sırada konuşuyoruz ve böylece işimiz aksıyor, uzuyor, bitmiyor."
Âdem onun bu sözlerine yine yumuşak bir ifadeyle cevap verdi:
"Sevgili, biricik Havva, yaşayan tüm yaratıkların en güzeli, Tanrı'nın
Bize verdiği görev hakkındaki düşüncen ve konuşman çok doğru,
Tanrı'ya şükretmeli ve çalışmalıyız; kadının ev işi yapması da, çalışan
Kocasına yardım etmesi de çok güzel. Ama Tanrı çalışırken birbirimizle
Konuşmamızı, gülümsememizi, durup su içmemizi ya da bir şeyler
Yememizi yasak etmedi bize; çünkü gülümsemenin de bir nedeni vardır
Ve hayvanlara verilmedi bu yetenek, aşk insan yaşamının en alt ucu
Değildir. Tanrı bize sıkılmamız için değil, zevk duymamız için mantık
Verdi, çalışma emretti. Bize yardım edecek genç eller gelene kadar bu
Yollarda el ele çok yürüyecek ve çalışacağız. Ama konuşmalar sana fazla
Geldiyse kısa süre için ayrılabiliriz, çünkü bazen yalnızlık en iyi dost
Olabilir, kısa ayrılıklar sonunda birleşmek daha tatlı olur. Ama benim
Aklıma başka şeyler de geliyor, başına kötülük gelir diye
Korkuyorum, bize nasıl bir uyarı yapıldığını unutma
Mutluluğumuzu kıskanan ve umutsuz halde olan
Bir düşmanımız var, bize saldırmak için