Bıktım Nalân. Gidiyorum ben.
İnsan bitkiyi bile dinler, ne kadar su istiyormuş, ne kadar gübre, ne kadar çapa, ne kadar günışığı; bir beni dinleyemediniz yahu!
Ah Nalân ah. Nasıl anlatayım sana, olmuyo.
Olmuyorum.
Olamıyorum.
Denizi çok seven bir adamı alıp okyanusun ortasına bırakıyorsun, “Al sana deniz!” diyorsun, “Hadi mutlu ol.” Olamıyorum lan, niye anlamıyorsunuz, olamıyorum işte.