Yüz yıl sonrasına, kimsenin beni tanımadığı bir çağa gitmek isterdim; beni tanıyan tek bir insanın bile hayatta olmadığı o zamana.
Sokaklarında adımlarken hiçbir hatıranın üzerime yapışmadığı, her köşe başında bir tanıdığa rastlama kaygısının bittiği o mutlak yabancılık... Orada sadece bir 'gözlemci' olurdum; ne birinin oğlu, ne birinin arkadaşı, ne de birinin hayal kırıklığı. Kimsenin benden bir beklentisinin olmadığı o uçsuz bucaksız sessizlikte, ruhum nihayet kendi ağırlığından kurtulurdu.
Belki de gerçek özgürlük, insanın kendi hikayesinin son sayfasını kapatıp, hiç kimsenin okumadığı yeni bir kitabın bomboş ilk sayfası olabilmesidir. Geçmişin yükü olmadan, sadece o anın rüzgarıyla savrulan bir gölge gibi; hiç var olmamışçasına özgür ve hiç unutulmayacak kadar yabancı."