Ey aşk!
Ateştir senin nesebin;niteliğin dumandır,kaynağın ise rüzgâr..
Su, tufâna dönüştü;toprak da küle..
Senin kokunla ateş rüzgâra karıştı..
Şirin’siz her saray,bisütûn gibi virânedir..
Ferhat’sız her dağ,bir saman çöpüdür rüzgârda..
Yedi nesil öteye,tüm atalarımız gâmdı..
Bize miras kalan,hep sonsuz keder oldu.
Rüzgar esince toprağımızdan senin kokun geliyor
Sadece Sen kalacaksın;
Biz hepimiz gidince…
Dört elle sarıldığımız birçok kıymetlerin; uğrunda, sahici bir insan gibi kalbimiz ve kafamızla yaşamayı feda ettiğimiz binlerce sözde mühim şeylerin ne kadar kolay fırlatılıp atılabileceğini bana öğreten Yusuf! Benden de sana selam olsun...
Bundan sonra aç kalmayı spor, dayak yemeyi eğlence bilecek, kendinden kuvvetli olanlara aktör, kendinden zayıf olanlara hakim, enayilere karşı insafsız olacaksın... Bilmelisin ki, yaptıkların zekanın hamakate (aptallığa) galebesinden ibarettir... Artık hayatının sahifelerinden yeisi, bedbinliği, kederi sil, çünkü kuvvetli bir kafanın sevince çeviremeyeceği ıstırap yoktur...