Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2019 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2019 18:37
Sabahattin Ali'nin elimde olan son kitabıydı. Romanlarını daha çok beğenmiştim favorilerim "Kürk Mantolu Madonna,İçimizdeki Şeytan ve Kuyucaklı Yusuf" diyordum çünkü ilk hikayelerin olduğu kitaplarını okuduğumda yarım kalmış hissi veriyordu sanki sayfayı çevirdiğimde devamı olacak gibi okumuştum ama Değirmen de öyle hissetmedim her hikayenin bir finali vardı ve çok etkilendiğim bir kitap oldu.. Değirmen, Kurtarılmayan Şaheser, Bir Orman Hikâyesi, Kanal, Bir Cinayetin Sebebi, Bir Siyah Fanila, Komik-i Şerif Özellikle bu hikayeler beni çok etkiledi ve Sabahattin Ali kitaplarından çıkardığım sonuç 1920li yıllarda insan olarak nasılsak hala aynınız ne acı..
DeğirmenSabahattin Ali · Ren Kitap · 201955,8bin okunma
Puan vermedi·78 syf.··
2019 108. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2019 13:51
Okudum bitti. Sabahattin Ali kalemini seviyorum bu kitabı da ayrı bir güzel. Birbirinden güzel hikayeler anlatılmış. Benim favorimlerim değirmen, kırlangıçlar, ve viyolonsel. Bunların yeri apayrı bir yerde. O kadar güzel konulara değinmişki. Her hikayede ayrı bir ders var. Mutlaka okuyun derim.
DeğirmenSabahattin Ali · Ren Kitap · 201955,8bin okunma
Spoiler içermez
10/10
·168 syf.··
2020 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2020 21:53
Sabahattin Ali 'nin diğer eserleriyle kıyaslayacak olursak bu eserinde üslubunun tam yerini bulamadığını görebiliriz. Bu da muhtemelen Değirmen kitabının, Sabahattin Ali 'nin basılan ilk hikaye kitabı olmasından ötürüdür. Sabahattin Ali bu eserinde, diğer eserlerine göre romantizmi ön planda tutmuştur. Kitabın içeriğini inceleyecek olursak; kitap, birinci kısımda beş, ikinci kısımda sekiz, üçüncü kısımda ise üç tane hikaye olmak üzere toplam üç kısım ve on altı hikayeden oluşuyor. Bu hikayelerden beni en çok etkileyeni ise kitaba adını veren ve kitabın ilk hikayesi olma özelliğini taşıyan "Değirmen" hikayesi. Okumanızı tavsiye edeceğim güzel bir hikaye kitabı. İyi okumalar...
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Ren Kitap · 201955,8bin okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2021 03:03
Aşkın için ne kadar ileri gidebilirsin? Onun için ne yapabilirsin? Yoksa sen aşk sandığını yarın başkasıyla mı yaşarsın ? Sonsuza kadar sevmek nedir bir düşün... Evet sevgili kitap dostlarım; bugün bu sorularla başladım, çünkü #sabahattinali her kitabında gerçek aşka vurgu yaparken, #degirmen kitabında bulunan hikayelerin bazılarında tam da bunlardan bahsediyor. #kitapyorumu ; Kitap 3 kısım, 16 hikâyeden oluşuyor. Ben bu hikaye kitabını daha çok sevdim . Varoluşu sorgulayan hikaye, "Birdenbire Sönen Kandilin Hikâyesi" favorim.
DeğirmenSabahattin Ali · Ren Kitap · 201955,8bin okunma
5/10
·136 syf.··
2020 17. kitabı
Birbirinden sıradan ve sıkıcı birkaç hikayenin bulunduğu bir kitap. Birçok hikaye kafanızda soru işaretleri bırakarak sonlanıyor, bunun yerine daha başka kitaplar okunabilir.
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Ren Kitap · 201955,8bin okunma
10/10
··
Beğendi
Hayranı olduğum yazardan harika bir kitap ba yıl dimmm keşke daha fazla kitap yazsaydı sabahattin bey çünkü okuyacak kitabı kalmadi lütfen bana bilmedigim bi sebahattin ali kitabı önerebilirmisiniz¿
DeğirmenSabahattin Ali · Ren Kitap · 201955,8bin okunma
6/10
·168 syf.··
2022 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2022 12:06
Yazarın 1927-30 yılları arasında yazmış olduğu ve sonrakiler kadar çarpıcı olmadığını kendisinin de kabul ettiği öykülerinden oluşuyor. İlk öyküler olmasına rağmen yazarın kendi çizgisinden uzak olanlar var. Ama aralarında bir romana dönüşebilecek derinlikte olanlarda. Son öykü ise bir harika
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Ren Kitap · 201955,8bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2022 23. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2022 14:39
Sabahattin Ali gerçekten müthiş bir yazar. Ele aldığı toplum hiçbir zaman yüksek zümre ya da mutlu, bahtiyar bir toplum olmamıştır. Hayatın her zaman eksiklik ve aksaklıklarını, hayatın bedbahtlığını ve yoksulluğun doruklarına ulaşmış insan kesimini eserlerinde ele almıştır. Bu eserinde de genel olarak hapishane yıllarını anlatan olaylar ve yine sonu hüzün ile neticelenen hikayeler mevcut.
DeğirmenSabahattin Ali · Ren Kitap · 201955,8bin okunma
7/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2020 12:31
"Kendime Notlar" --Spoiler İçerebilir-- Sabahattin Ali'ye başlama kitabım oldu, zaten kendisininde ilk kitabı. Kitapda en sevdiğim hikaye "Değirmen" oldu. Viyolonsel hikayeside fena değildi, geri kalan hikayeler ortalamaydı, "Kırlangıçlar" hikayesi kötüydü. Sabahattin Ali sevdiğim bir yazar oldu diyebilirim. Yakında "Kağnı/Ses/Esirler" kitabına'da başlayacağım. 7/10
DeğirmenSabahattin Ali · Ren Kitap · 201955,8bin okunma
Dağbaşı
Puan vermedi·168 syf.··
2020 50. kitabı
Kitabın birinci kısmındaki hikayelerden ziyade ikinci ve üçüncü kısmındaki hikayeler daha çok sardı beni. Bazı hikayeler sanki fantastik, hayal ürünü, fazla kurgu gibi fakat bazı hikayeler ise oldukça vurucu, sarsıcı. Maphushanede kocasının biraz daha rahat etmesi için türlü cefayı göze alan Dudu'nun hikayesi yada komik-i şehir adlı hikayede Rahmi ve Viktor'un başlarına gelenler bu toprağın anlatımı, kokusu, rengi... Değilmi ne kadar güzel ele almış ensesi kalınları ve ne yazıkki o günden bu yana hiçbir şey değişmemiş gibi. Zor, tiranlık bu memleketin değişmez makus talihi gibi...
DeğirmenSabahattin Ali · Ren Kitap · 201955,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.