Melike

Melike
@Overrthinker
Bazen yaşamaktan çok kitap karakteri olmak isterim. Hiç nefes almamış ama çok nefes aldırmış.
"Savaşı anlamıyorum ve tıpkı kardeşim gibi, tıpkı cephe­den geri getirdikleri yüzlerce insan gibi çıldırmak zorunda­yım. Ve bu beni korkutmuyor. Aklını yitirmek bana saygı­ değer bir şey gibi geliyor, tıpkı nöbetçinin görev yerinde can vermesi gibi. Ama beklemek, deliliğin yavaş yavaş ve önüne geçilemez biçimde yaklaşması, muazzam ölçülerde bir şeyin uçurumdan aşağı düşmekte olduğu hissi, bin parçaya ayrı­lan düşüncenin verdiği katlanılmaz acı ... Kalbim sağırlaştı ve öldü, yeni bir hayat yok ona, ama düşünce hala canlı, bir zamanlar Samsan gibi kuvvetli, ama şimdi çocuk gibi savunmasız ve zayıf olsa da* hala mücadeleci: Acıyorum ona, ah, benim zavallı düşüncem. Bazı zamanlar beynimi sıkıştıran bu demir halkaların işkencesine daha fazla kat­lanamıyorum; önüne geçilmez bir kuvvetle sokağa koşup insanların toplandığı meydana çıkmak ve bağırmak istiyo­rum: - Ya şimdi savaşı bitirirsiniz, ya da ... "Ya da" ne? Akıllarını başlarına toplamalarını sağlaya­cak, yüksek sesle söylenecek yeni yalanlarla cevaplanma­yacak kelime kaldı mı dünyada? Ya da önlerinde diz çö­küp ağlamak mı gerek? Ama zaten yüz binler gözyaşlarıyla yıkamıyor mu dünyayı, faydası var mı hiç? Ya da gözleri önünde kendini öldürmek mi gerekiyor? Öldürmek! Her gün binler ölüyor, peki bunun faydası var mı? [* Gücünü saçlarından alan Eski Ahit kahramanı. Saçları kesilince gücü­nü yitirmiştir.]
Sayfa 48 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Tam da bu anda pek çok şeyi unutmakta olduğumu, korkunç derecede dalgınlaştığımı ve tanıdık yüzleri ka­rıştırmaya başladığımı fark ettim; hatta basit bir sohbette bile kelimeleri bulamıyor, bazen de kelimeyi bilsem de ne anlama geldiğini bir türlü çözemiyordum. Bundan sonra günlerimin neye benzeyeceğini apaçık görmüştüm: Boş ve esrarengiz yerler ve bir türlü hatırlayamadığım uzun bilinç­sizlik ve hissizlik saatleriyle tuhaf, kısa ve tıpkı bacaklarım gibi kopuk günler. "
Sayfa 42 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Bir düşün: İnsana onlarca, yüzlerce yıl merhamet, sağ­ duyu ve mantık öğretip, onu bilinçlendirdim diyemezsin, her şeyin bir bedeli var. En önemlisi de bilinç. İnsanlar acı­masızlaşabilir, hassasiyetlerini yitirebilir, kan, gözyaşı ve acı görmeye alışabilirler, tıpkı kasaplar, ya da bazı doktorlar ya da askerler gibi; ama hakikati bir kere öğrendikten sonra ondan vazgeçmek nasıl mümkün olabilir? Benim fikrime göre bu imkansız. Çocukluktan beri bana hayvanlara eziyet etmememi, merhametli olmamı öğrettiler; okuduğum bü­tün kitaplar da bunu öğretti ve sizin kahrolası savaşınızdan zarar görenlere öyle acıyorum ki canım yanıyor. Ama işte zaman geçiyor ve tüm bu ölümlere, acılara ve kana alış­maya başlıyorum; gündelik hayatta da daha duyarsız, daha tepkisiz olduğumu ve yalnızca en kuvvetli itkilere cevap verebildiğimi hissediyorum, ama savaş gerçeğinin kendi­sine alışamıyorum, esasen akılsızca olan bu şeyi anlamayı ve açıklamayı aklım reddediyor. Bir milyon insan bir yerde toplanıp edimlerine haklılık kazandırmaya çalışarak birbi­rini öldürüyor ve hepsi eşit derecede hasta ve hepsi eşit de­recede mutsuz. Delilik değil de nedir bu?"
Sayfa 38 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Tı­marhaneyi vatanımız, delirmeyen herkesi de düşmanımız ve deli ilan ediyorum."
Sayfa 32 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Bir sürü insanın ve bir sürü aklın var olduğu iddiası saçmalık, in­sanlığın tek bir aklı var ve o da bulanmaya başlıyor."
Sayfa 39 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu