Bir kadının yüzü bir erkek için çok değişken olmalı, zira bu yüz çoğu zaman kah bir tutkuyu, kah bir çocuksuluğu, kah bir bıkkınlığı yansıtan bir aynadan başka bir şey değildir ve aynadaki görüntü gibi hızla silinip gider.
Zira dünyada hiçbir şey karanlıklardaki bir çocuğun fark edilmeyen aşkına benzemez, çünkü onun aşkı, yetişkin bir kadının ihtiraslı ama yine de şuursuzca talepkar aşkının olamayacağı kadar umutsuz, adanmış, boyun eğmiş, pusuda bekleyen, tutuklu bir aşktır.