'Seni bir mülteci kampındaki insandan ayıran tek şey doğduğun yer.
Daha akıllı, daha becerikli, daha çalışkan değilsin. Ondan daha fazla haketmiyorsun yaşamayı fakat öyle düşünüyorsun. Hayatındaki her şeyi kendin elde etmiş gibi davranıyorsun.
Yaşadığın yerde okul vardı, okuyabildin. Doğduğun topraklar bereketliydi, karnın doydu. Gidebilecek hastanen vardı, hayatta kaldın. Şu an sahip olduğun şeylerin çoğu, yaşadığın yerin ortalaması. Yani çevrendekiler ne kadar şeye sahipse sen de o kadarına sahipsin.
Sen sahip olduklarını kendi mücadelenle kazanmadın, ülkenin ortalaması neyse ona sahip oldun. O ise yaşadığı acıyı kendisi tercih etmedi. Doğduğu yerin ortalamasını yaşadı, tıpkı senin gibi.
Ve sen, doğduğu yerin vasatı; ömrünce aç kalmış, ölümlerden kaçmış, karlar altında uyumuş insanları yargılayabiliyorsun. Çünkü orada doğmadın. Orada doğmadın ve tek farkın bu.
Sırf doğduğu yer nedeniyle kendini farklı zanneden ahmaklardan gına geldi. Eğitimi, görgüsü, insanlığı olmayan bir ahlaksız; sırf başka yerde doğdu diye ahlaklı, eğitimli, görgülü insandan kendini daha yukarıda görüyor. Neden? Doğduğu yer nedeniyle.
Ahlaksız, ahlaksızdır. Ahmak, ahmaktır. Cahil, cahildir. Doğduğu yer bunu değiştirmez. İnsan da insandır. Doğduğu yer bunu değiştirmez.'