Ozan

Ozan
@Ozan_Balik
İstanbul
7 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Uyku Tarlaları Kitabından...
“Uzaklardaki her yanan ışık ve bazen hiç yanmayanlar İçinde binbir hikâyenin olduğu bin hane, bin oda Ne düşler geçiyordur aklından Ne sızıları vardır ruhlarında Uğultuları ulaşır bazen aklıma Bulut olur düşüncelerime Şehir görünmez olur işte o zaman Hikâyeler karışır birbirine, hangi etin hangi kemiğin Sana ait olduğunu unutursun Gerisi sis… “
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Uyku Tarlaları ( Genişletilmiş 2. Baskı )
“Tarlaların bir kenarına mutlaka haşhaş ekilirdi. Sabahın erken saatlerinde sırtlarında çocukları ile tarlaya giden analar haşhaşlar arasında açtıkları mindere yatırırlardı onları. Çocukların uyuyup kadınların çalışması için bulunmuş bir yoldu bu. Haşhaşın tozu büyülü rüyalarda gezdirirdi köyün çocuklarını. Yine düşlerin gerçeğe karıştığı bir sonbahar akşamı o tarlalar kana bulandı. Cemal’in kanına. Yağmurlar daha gelmemişti. O kan uzun süre tarlalarda kalacaktı.” 1961 senesinin sıcak bir yazında Cemal’in ölümü ile Anadolu’nun bu ücra köşesindeki köyde henüz ahalisinin bile bilmediği bir lanet herkesin hayatına dokunacaktı. Yıllar sonra köye gelen yazar bir kadın geçmişten geleceğe bağları mistik bir atmosferde ortaya çıkarırken kendisi de bu lanetten payını alacaktı. “Hiçbir günahımın affedilmesini istemiyorum. Onlar benim. Ahirette karşına dikilerek, farklılığımın verdiği acının hesabını soracağım. İşte o gün ürkek ruhum huzur bulacak.” diye başlayan roman Plastik Cerrahi uzmanı olan Dr. Ozan Balık’ın ilk romanı. Bir hastane koridorunda doğan hikâye on beş yılda yaşamın ve cerrahinin imbiğinden süzülerek olgunlaştı ve siz okuyucularla buluşuyor şimdi. Sizlerde kendi düş tarlanızda, daha önce hiç anlatılmamış bir aşk, intikam ve onur savaşına tanıklık edeceksiniz. Klasik Türk romanı tadında modern zamanların cinsel kimlik sorunlarını işleyen “Uyku Tarlaları” bir kısmı ile gerçeklere bir kısmı ile de hayal gücüne dayanmaktadır. Aslında gerçekle düşü ayıran nedir ki…
Edebiyat
Uyku Tarlaları ( Genişletilmiş 2. Baskı )
Puan vermedi
Bu romanı yazmak 15 yılımı aldı. Yayınlanma sürecim çok acemi geçti. Kurgusal eksiklerimi çok sonradan geri bildirimler üzerinden fark edebildim. Bu nedenden dolayı biraz genişletme ile birlikte ikinci baskı çıkarıldı. Buradakinden farklı bir kapak ile. Bu kapat da romanı yansıtmıyordu. İnsanın kendi romanı ile ilgili bir inceleme yazması doğru bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden inceleme yazılarını siz değerli okullara bırakıyorum. Bu konuda söyleyebileceğim tek şey ise bu hikayenin daha önce hiç anlatılmadığıdır. Umarım keyifli okursunuz.
1000Kitap
Uyku TarlalarıOzan Balık · Lapis Yayınları · 202419 okunma
Uyku Tarlaları ( Genişletilmiş 2. Baskı )
“Tarlaların bir kenarına mutlaka haşhaş ekilirdi. Sabahın erken saatlerinde sırtlarında çocukları ile tarlaya giden analar haşhaşlar arasında açtıkları mindere yatırırlardı onları. Çocukların uyuyup kadınların çalışması için bulunmuş bir yoldu bu. Haşhaşın tozu büyülü rüyalarda gezdirirdi köyün çocuklarını. Yine düşlerin gerçeğe karıştığı bir sonbahar akşamı o tarlalar kana bulandı. Cemal’in kanına. Yağmurlar daha gelmemişti. O kan uzun süre tarlalarda kalacaktı.” 1961 senesinin sıcak bir yazında Cemal’in ölümü ile Anadolu’nun bu ücra köşesindeki köyde henüz ahalisinin bile bilmediği bir lanet herkesin hayatına dokunacaktı. Yıllar sonra köye gelen yazar bir kadın geçmişten geleceğe bağları mistik bir atmosferde ortaya çıkarırken kendisi de bu lanetten payını alacaktı. “Hiçbir günahımın affedilmesini istemiyorum. Onlar benim. Ahirette karşına dikilerek, farklılığımın verdiği acının hesabını soracağım. İşte o gün ürkek ruhum huzur bulacak.” diye başlayan roman Plastik Cerrahi uzmanı olan Dr. Ozan Balık’ın ilk romanı. Bir hastane koridorunda doğan hikâye on beş yılda yaşamın ve cerrahinin imbiğinden süzülerek olgunlaştı ve siz okuyucularla buluşuyor şimdi. Sizlerde kendi düş tarlanızda, daha önce hiç anlatılmamış bir aşk, intikam ve onur savaşına tanıklık edeceksiniz. Klasik Türk romanı tadında modern zamanların cinsel kimlik sorunlarını işleyen “Uyku Tarlaları” bir kısmı ile gerçeklere bir kısmı ile de hayal gücüne dayanmaktadır. Aslında gerçekle düşü ayıran nedir ki…
“Tarlaların bir kenarına mutlaka haşhaş ekilirdi. Sabahın erken saatlerinde sırtlarında çocukları ile tarlaya giden analar haşhaşlar arasında açtıkları mindere yatırırlardı onları. Çocukların uyuyup kadınların çalışması için bulunmuş bir yoldu bu. Haşhaşın tozu büyülü rüyalarda gezdirirdi köyün çocuklarını. Yine düşlerin gerçeğe karıştığı bir sonbahar akşamı o tarlalar kana bulandı. Cemal’in kanına. Yağmurlar daha gelmemişti. O kan uzun süre tarlalarda kalacaktı.” 1961 senesinin sıcak bir yazında Cemal’in ölümü ile Anadolu’nun bu ücra köşesindeki köyde henüz ahalisinin bile bilmediği bir lanet herkesin hayatına dokunacaktı. Yıllar sonra köye gelen yazar bir kadın geçmişten geleceğe bağları mistik bir atmosferde ortaya çıkarırken kendisi de bu lanetten payını alacaktı. “Hiçbir günahımın affedilmesini istemiyorum. Onlar benim. Ahirette karşına dikilerek, farklılığımın verdiği acının hesabını soracağım. İşte o gün ürkek ruhum huzur bulacak.” diye başlayan roman Plastik Cerrahi uzmanı olan Dr. Ozan Balık’ın ilk romanı. Bir hastane koridorunda doğan hikâye on beş yılda yaşamın ve cerrahinin imbiğinden süzülerek olgunlaştı ve siz okuyucularla buluşuyor şimdi. Sizlerde kendi düş tarlanızda, daha önce hiç anlatılmamış bir aşk, intikam ve onur savaşına tanıklık edeceksiniz. Klasik Türk romanı tadında modern zamanların cinsel kimlik sorunlarını işleyen “Uyku Tarlaları” bir kısmı ile gerçeklere bir kısmı ile de hayal gücüne dayanmaktadır. Aslında gerçekle düşü ayıran nedir ki…