Yıkılmayacak bir çınarın altında gölgelenirdi güven duygum,
Bedenim gevşer, dünya sessizleşirdi.
Güneşin bir adım ötede yaktığı susuzluğu bilmezdim,
Gece çökse çiçeklerim vardı.
Yağmur düşerken gövdesinde bulurdum kucağımı.
Bir gün rüzgâr değil, bir çığlık çıktı sessizliğin içinden.
Ayazın koynunda bekleyen sisler,
Yükseklerden inen bulutlar gibi
Usulca sokuldu içimize.
Yapraklar döküldü, çiçekler soldu.
Gövdesi göğe değecek sandığım çınar
Birden yıkıldı.
Zamanın sesi kesildi,
Dünya yavaş akmaya başladı.
Geçmesini istedim — ya da durmasını,
İkisini de bilmiyordum artık.
Ama beni,
Taştan oyulmuş bir yalnızlığın içinde,
Kendi yankımla baş başa bıraktı.