Menide Özer

Menide Özer
@Ozermedine
Puan vermedi·72 syf.··
2024 3. kitabı
Sabah kalktığımda şu koca dünyada yapayalnızdım. Jack London bu kitapta dünyayı saran büyük bir salgının nasıl olacağını bizlere salgından bağışıklığı sayesinde kurtulmuş profesör Smith Karakteriyle sanki torunlarına anlatır gibi hikaye tadında anlatıyor. Özellikle günümüzde şuan yaşadığımız duruma salgın diyenlerin tekrar düşünmelerini gerektirecek gerçek bir salgının nasıl olduğunu gayet güzel anlatıyor. İnsanların da nasıl insanlıktan çıktığını kimsenin kimseyi düşünmediği herkesin kendi kurtarmak İçin ne kadar ileri gidebileceğini düzeni ve sistemi de eleştirıyor tabi ki bize sadece okumak üzerine düşünmek kalıyor. Kitap tan sözlerle inceleme mi bitirmek istiyorum. Jack London yüreğine sağlık. Kendimizi canavar gibi hissediyorduk ama başka ne yapabilirdik ki? Dört yüz kişi İçin bir şeyler feda edilmek zorundaydı. Bir zamanların o asil mesleğinin komik taklitleri olarak kendilerine doktor derler ama aslında büyücüden başka bir şey değillerdir; Şeytanın adamlarıdır, karanlığa ve batıl inançlara neden olurlar. Hilecidir onlar, yalancıdır. Ama biz de o kadar düşmüşüz o kadar aşağı düzeylere inmişiz ki onların yalanlarını inanırız. Bizim sayımız arttıkça onların da sayısı artacak, günün birinde bizi yönetmeye kalkacaklar. Halbuki şarlatandır onlar, yalancıdır. Barut tekrar gelecek. Bunu hiçbir şey engelleyemez. Aynı eski hikaye yeniden yeniden yaşanacak. Sayısı artan insanlar savaşmaya başlayacaklar. Barut sayesinde insanlar milyonlarca insan öldürecek ve çok ileride bir gün yeni bir uygarlık sadece bu yoldan ateş ve kan üzerinden evrilecek. Peki bunun faydası ne? Eski uygarlıklar nasıl yıkıldıysa bu yeni uygarlık da geçip gidecek. O uygarlığı inşa etmek değil elli bin yıl alsada geçip gidecek. Zaten her şey geçip gider. Geriye sadece kozmik güç ve madde
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·74 syf.··
2024 2. kitabı
"Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerinden uyandığında kendini yatağında kocaman bir böceğe dönüşmüş buldu." Franz Kafka'nın en çok okunan eseri Dönüşüm, bu, son derece etkili cümle ile başlar. Kitap reyonlarında, Dönüşüm'ün ününden bihaber dolaşan bir okur, eminim onu eline alıp bu cümleyi okuduğunda şaşıracak ve bu hikayenin devamını merak edecektir. Bu açıdan ilk cümleler çok önemlidir, insana, bambaşka bir dünyanın kapılarının açılacağı hissini vererek, "hadi, ne duruyorsun, beni al ve hemen oku," diye seslenir. O halde, bu sese kulak verip, onun bize açtığı dünyanın kapısından birlikte girelim. Gregor Samsa, anne babası ve kız kardeşiyle birlikte yaşar. Pazarlama işindedir ve sıradan, göz önünde olmayan bir işi vardır. Evde çalışan tek kişidir ve haliyle evin geçimi onun eline bakmaktadır. İşinden memnun değildir ama maaşını alıp, bundan ailesine ihtiyaçları için paralar verdiği anlarda, onların gözünde gördüğü minnet duygusu onu mutlu edip hayata tutunmasına vesile olmaktadır. Ancak, bu da bir noktada alışkanlığın soğuk yüzünde donup kalmaktadır. Neticede Samsa, beş-altı sene daha bu işte çalışıp ailesinden ayrılmayı düşünmektedir. Bu ve benzeri düşüncelerin stresiyle yattığı bir gecenin sabahındaysa bir böcek olarak gözlerini açar. Bu sarsıcı başlangıçta, ilk dikkatimizi çeken nokta, Samsa'nın bu acayip durumuna odaklanmayıp, tüm dikkatini işine geç kalmasına vermesidir. Büyük bir endişe duymaktadır. Saate bakar, ardından aceleyle yatağından kalkmaya çalışır. Sanki kalkabilse işe bu halde gidebilecektir! Tam bir absürd durumla karşı karşıya olan okur şaşkındır ve saçma da olsa, Samsa'nın bir an önce yatağından kalkabilmesi için olduğu yerden "hadisene" demektedir. Bu esnada eve, iş yerinden bir yetkili gelir. Bu zamana dek bir gün bile işine geç gelmemiş
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,9bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2024 1. kitabı
Var mısın? sadece bir kitap değil, varoluşumuzun en derin sorularını irdeleyen ve okuru kendi benliğiyle yüzleştiren bir rehberdir. Yazar, yalın ve akıcı bir dille, var olmanın ne demek olduğunu, hayatımızın anlamını ve amacını sorgular. Eser, okuru varoluşçu felsefenin temel kavramlarıyla tanıştırır. Sartre'ın varoluşçuluğu, Heidegger'in Dasein kavramı, Camus'nün Absürtçülüğü gibi felsefi akımlar, yazarın kaleminden anlaşılır ve günlük hayata uygulanabilir hale gelir. Yazar sadece felsefi teorilerden bahsetmekle kalmaz, aynı zamanda kendi deneyimlerinden ve gözlemlerinden de örnekler sunar. Okuru varoluşçu bir bakış açısıyla dünyayı ve kendisini sorgulamaya teşvik eder. varoluşun temel sorularına cevaplar aramakla kalmaz, aynı zamanda okurun kendi hayatına dair sorumluluk almasını da teşvik eder. Yazara göre, var olmak seçimler yapmak ve eyleme geçmek demektir. Pasif bir şekilde var olmak yerine, anlamlı bir hayat yaşamak için çaba göstermeliyiz. Eser boyunca yazar, okuru cesaretlendirmeye ve motive etmeye çalışır. Varoluşun zorluklarına rağmen, anlamlı ve tatmin edici bir hayat yaşamanın mümkün olduğunu savunur. Yazara göre, her insanın potansiyeli vardır ve bu potansiyeli keşfetmek için çaba göstermeliyiz. felsefeyle ilgilenen okurlar için olduğu kadar, hayatına anlam katmak isteyen herkes için değerli bir kaynaktır. Yazarın yalın ve akıcı dili, felsefi kavramları anlaşılır hale getirirken, sunduğu örnekler ve teşvikler okuru harekete geçirmeye yardımcı olur.
Var mısın?Doğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 202137,8bin okunma