Tanrım, Davut gibi dualar etmeyi çok isterdim sana, o ki yolunu bana göster, senin gerçeğine göre yürüyeyim demişti, yön ver kalbime demişti.. bana gözlerini çevir ve acı bana demişti, bana bir sığınak ol demişti, bana bir yuva ol demişti..
Benim kelimelerim karanlığın kalbinden doğuyor, hiçbiri layık değil sana seslenmeye, hiçbir dileğim yok, hiçbir ışıktan, hiçbir yıldızdan, hiçbir lütuftan..
Tanrım sen bilirsin yalnızca, insanlar bilemez bendeki karanlığı, yetimliği; parçalanıyorum, savruluyorum, yok oluyorum Tanrım, her gün, her an yapraklarını, kuşlarını, çiçeklerini yitiren bir bahçeyim, soğuk rüzgar dallarımda konaklıyor, tomurcuklarımın üzerinde acı kırağılar soluklanıyor, tüm bahçem ayazla, yağmurla perişan, ne zaman Tanrım ne zaman diye sormayı çok istiyorum sana, ama sana yalvarırken gözlerin gözlerime bakıyor mu bilmiyorum.. yine de sana gelmek, seni bulmak için, senin beni ne olursa olsun sevdiğine inanmak için çıldırarak, beni terk etmediğine inanmak için, tüm bunları anlatabilsem ulu Tanrım sana ama sen yüreğimizden ve yüreğimizde hissettiklerimizden daha büyüksün ve sen her şeyi bilirsin.. bana doğru bir yol ver, o yolda yürüyecek inancı ve cesareti..
Onlar görmüyorlar, sen gör beni, onlar bilmiyorlar, sen bil beni, onlar sevmedi, sen sev, sen ver bana sevgini, izin verme kaybolmama, yolundan ayırma beni, kurtar ruhumu, sen kurtar beni..