Aristoteles aynı somutcu bakış açısından hareketle Platon dan farklı olarak asıl varolanı tümel de değil tikel de yani bireyde bulur. Bireysel varlıkları asıl, birinci derece tözler olarak kabul eder. Duyusal dünyada gerçek varlığa tekabül ettiğini en alt türlerin formlarını ise ikinci derece tözler olarak kabul eder. Bütün bu görüşlerin Platon un varlık kuramımı ana tezlerinden ne kadar farklı ve özgün olduğu açıktır. İşte bu hayati derecedeki farklılıklardır ki, Platonculuğun yanında Aristotelesciliğin diye adlandırılmayı hak eden ayrı bir ontolojik kuram varlığını meydana getirir.
Sonuç itibari ile o bilimi duyusal bireysel varlıklar hakkında yapılan gözlemlerin yeterli ölçüde tekrar edilmesi, yani tümevarım sayesinde tikellerde içerilmiş olanın akılla görülmesi, bu suretle elde edilen öncüllerin de birbiriyle birleşmesi yoluyla kıyaslar teşkil ederek sonuçta kanıtlanmış önermelere ulaşma süreci olarak olarak tasvir eder.