Bu romanı tavsiye eden o kadar çok okur vardı ki bir yerden sonra artık kayıtsız kalamadım. İyi ki de öyle olmuş. Kitabı bitirir bitirmez ünlü filozofları ve felsefi akımları öğrenmeyi görev edindim kendime. Martin Eden sayesinde yıllardır seviyeli bir ilişkimiz olan felsefe ile yakınlaştık. Ayrıca Martin Eden içinde herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir roman karakteri. Onu daha da ilginç kılan ise Jack London’ın hayatından bazı kesitleri Martin karakteriyle bizlerle paylaşması diyebilirim.
Martin’in fikirlerine kendimi yakın bulduğum yanların yanı sıra beni rahatsız eden şeyler de vardı. Özellikle bireyciliği savunması ve sosyalizmi nefret dolu ifadelerle tanıtması beni rahatsız etti. Aslında bu rahatsızlığın sebebi Martin’in fikirleri değil de London’ın sosyalist olması. Şöyle ki kendimi London’ın yerine koyduğumda benim fikrimle taban tabana zıt bir karakteri kendimle bağdaştırmaktan rahatsızlık duyardım.
Benim için keyifli bir okuma oldu. Bol bol düşündüm, farklı duygularla boğuştum ve London’u daha iyi tanıma fırsatı buldum.
Çeviri hakkında birkaç bir şey söyleyecek olursam Levent Cinemre’nin kitaba yazdığı önsözü ve kitap sonundaki notlarını çok sevdim. London’u daha iyi tanımamı sağlayan aslında kitap sonundaki notlardı. Bu yüzden de çevirmene teşekkürlerimi iletmek isterim.