Yaşamın amacının, mutluluğun sürekli kılınması değil, bilincin yogunlastirilmasi ve arinmasi, bilginin zenginleştirilmesi olduğunu düşünmeye itebilirdi insanları.
Fiziksel bir eksiklik, zihinsel bir aşırılık yaratabilirdi. Sanki süreç tersine de işleyebiliyordu. Zihinsel aşırılık, kendi amaçların doğrultusunda, kasti bir yalnızlığın gönüllü körlük ve sağırlığını, yapay zevklerden el çekme iktidarsizligini dogurabiliyordu.