Varoluşçu terapist Irv. Yalom der ki, "Kaygılanırız..." Mükemmel bir hayatımız olsa da kaygılanırız. Varoluşsal nedenlerden dolayı kaygılanırız, ama yine kaygılanırız. Kaygılanırız oğlu kaygılanırız.kaygılanırız kızı kaygılanırız! diyor. Çünkü benlikte var olmanın getirdiği nörolojik olmayan ve tedavi gerektirmeyen bir sıkıntı vardır hep.
Ölüm,
yalıtım,
özgürlük,
hayatın anlamı
İşte şu 4 unsur, varoluşunuzdan kaynaklanan kaygılar. Hepsini anlıyorum, hepsine amennâ ama özgürlük kısmını idrâkte güçlük çekiyorum.
Şimdi siz, özgürlüğün nesi kaygı yaratsın demeyin. Yaratır. Özgürlüğün politik ya da sosyolojik yanı olumlu yönüdür. Bir de bunun karanlık yönü var ki kaygı buradan kaynaklanır. Seçim, sorumluluk, pişmanlık, arzu etme, karar verme gibi durumlar yüzünden insanda kaygı oluşur. Misal bir seçim yaparsın ya da yapmak zorunda kalırsın; ya da bir konuda karar vermen gerekir, bunların işte hep sorumluluklarını alman gerekir.
John Gardener'ın Grendl adlı romanında yaşamla kafası karışmış kahraman, bir bilgeye danışır. Rahip de iki basit ifade, altı korkunç sözcük sarf eder:
"Her şey yok olur ve seçenekler dışlanır."
Karar verince seçenekler dışlanır çünkü her evet için bir hayır olmalı. Değil mi? Hayatınız boyunca hiçbir şekilde yaşamadığınız bir deneyimi düşünün mesela. Bunun için evet ya da hayır demek ne kadar da sıkıntıya sokar sizi. Evet desen hoşlanmayacağın durumlar çıkabilir ortaya, riskli. Hayır desen hayatında ilk kez oturduğun yerde zangır zangır titrediğin bir etkenden belki de sonsuza dek yoksun kalacaksındır. Neticede hayat da her daim altın tepsi değil ki bize biteviye seçenekler sunsun...
O yüzden, kararlar pahalıdır. Çünkü vazgeçmeyi gerektirir. Evet dedin mi hayır'dan, hayır dedin mi evet'den vazgeçersin en basiti. Bu bile kaygı yaratır. Burridan'ın aynı