Felsefe p4c

Felsefe p4c
@P4cfelsefe
“Keşke papazların anlattıkları doğru olsaydı: Bu dünyada yoksul olanlar, öbür dünyada zengin olsalardı!” Bir gülüşme tufanı sözlerini yarıda kesti. Çocuklar bile omuz silkiyorlardı, içlerinde dışa vurmadık ocaktaki hayaletler korkusu, bomboş gökyüzüne dudak bükerek ve sanki hepsi dışarıdaki rüzgarla imansız kesilmişti. “Haa! Şu papazlar! diye haykırdı Maheu “Buna kendileri inansa, gökyüzünde daha iyi bir yer edinmek için, daha az yer, daha fazla iş yaparlardı... Bırak bunları şimdi, eğer insan öldüyse, her şey bitti demektir?” Maheude burnundan soluyordu: “Tövbe! Tövbe! Aman yarabbim!"
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sonsuz sefalet, köle gibi çalışma, insanı iliklerine kadar sömürten ve insanı boğazlatan bu hayvanca alınyazısı, bütün acılar güneş ışığıyla süpürülmüş gibi yok oluveriyordu; ve bir nur topu içinde adalet gökyüzünden yeryüzüne iniveriyordu. Madem ki merhametli Tanrı ölüydü, adalet, eşitliği ve kardeşliği yürürlüğe koyup insanların mutluluğunu teminat altına alacaktı.
Bir çırpıda dünyayı değiştirebilmeyi işçileri patronların yerine geçirmeyi, bir elmayı bölüşürcesine malı mülkü paylaşabilmeye inanmak ahmakça değil miydi?
Kendi kendine sorduğu bir takım sorularla zihni bulanıyordu, neden kimileri zengin, kimileri yoksuldu? Neden birileri diğerlerinin ayakları altında kalıyor, bir gün onların yerine geçebilme umudu beslemiyorlardı? Ilk önce yeterince bilgisi olmadığını anladı. Böylece, gizli bir utanç, belli etmediği bir acı düştü içine, hiçbir şey bilmiyordu, tutkuyla bağlandığı konulardan, insanların eşitliğinden, dünya nimetlerinin adil dağıtılmasından bahsedip, tartışamıyordu. Ilme aç cahillerin yöntemsiz öğrenme iştahına tutuldu.
Mademki Tanrı ölmüştü, şimdi insanlar arasına eşitlik ve kardeşliği getirerek, mutluluk saçacak olan adaletti! Tıpkı düşlerdeki gibi, bir gün içinde, yepyeni bir toplum doğuyordu, her yurttaşın emeğinin karşılığını alarak yaşadığı, hayatın zevklerinden payına düşeni aldığı kusursuz ve düzenli bir memleket....Eski kokuşmuş dünya tuzla buz oluyor, suçlarından arınmış, gencecik insanlık birleşerek; "Herkes hak ettiğini alır, hak edilen şey yapılan işe bağlıdır" felsefesiyle tek bir ulusu oluşturuyordu. Bu düş durmaksızın genişliyor güzelleşiyor , imkansızı mümkün kıldığı oranda cazipleşiyordu.