''sizi uyarıyorum kötü bir kanun kolera gibidir dokunduğu herkesi, karşı çıkanlar kadar savunanları da mahveder. anlamıyor musunuz eğer evrim gibi bir teoriyi alır ve resmi okullarda okutulmasını suç sayarsanız yarın özel okullarda öğretilmesini de suç sayabilirsiniz. ve yarın onun okunmasını da suç sayabilirsiniz ve yakında kitapları ve gezeteleri de yasaklayabilirsiniz ve daha sonra katoliği protestanla protestanı protestanla karşı karşıya getirirsiniz. ve kendi dininizi insanın kafasının içine zorla sokmaya çalışırsınız. eğer birini yapabilirseniz ötekini de yapabilirsiniz. çünkü fanatizm ve cahillik açtır. daima açtır ve beslenmeye ihtiyaçları vardır. ve çok yakında sayın yargıç elimizde flamalar ve çalan davullarla geriye doğru yürüyor olacağız. geriye! bağnazların; insan aklına zeka ve aydınlanma getirmeye cüret eden adamı yaktıkları 16. yüzyılın o şanlı çağlarına doğru.''
Coşkun: Birden senin sözün geldi aklıma ve birden ölüm filan anlamını kaybetti. Birden senin yanında olmak istedim. Yalnız bunu istedim. Ben de ölümcül bir hastalığa tutulsam dedim, bu hastalığa tutulduğumu bilsem dedim, bu ölümcül hastalık yüzünden her şey birden önemini kaybetse dedim, korkularımdan bile kurtulsam dedim... Ve artık her şey bana vız gelse dedim, hemen ona gitsem dedim.
Emel: Evet ?
Coşkun: İşte geldim. Ve seni seviyorum...